He advocated abolishing class distinctions.
- O, sınıf ayrımlarının ortadan kaldırılmasını savundu.
He advocated State Capitalism over Market Capitalism.
- O, Pazar Kapitalizmine karşı Devlet Kapitalizmini savundu.
They defended their homeland against the invaders.
- Anavatanlarını işgalcilere karşı savundular.
They defended their country against the invaders.
- Onlar istilacılara karşı ülkelerini savundular.
He advocates a revision of the rules.
- Kuralların bir revizyonunu savunuyor.
He advocates reform in university education.
- Üniversite eğitiminde reformu savunuyor.
I was defending myself.
- Kendimi savunuyordum.
Tom was green behind the ears when it came to defending himself in court.
- Tom, mahkemede kendini savunma konusunda daha çok toydu.
They defended their country against the invaders.
- Onlar istilacılara karşı ülkelerini savundular.
I disapprove of what you say, but I will defend to the death your right to say it.
- Ben söylediğini doğru bulmuyorum fakat onu söyleme hakkını ölünceye kadar savunacağım.
I will never forgive you because you did not stick up for me at the meeting.
- Beni toplantıda savunmadığın için seni asla affetmeyeceğim.