sıçan

listen to the pronunciation of sıçan
Türkçe - İngilizce
rat

The cat caught the rats. - Kedi sıçanları yakaladı.

A rat ran across the road. - Bir sıçan yolu koşarak geçti.

slang grocer
mouse
(Tabiat Doğa) (kemirgen, Fam: Muridae) [syn.: sıçan, ev kemesi, keme] rat, house rat
rat; mouse
sıçan deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış
(Konuşma Dili) 1. He himself is unwelcome, and then he ups and brings along a friend. 2. He can't do the job he has in hand, and now he's taken on another job. 3. He's taken somebody under his wing, even though he himself is someone else's dependent
sıçan deliğine paha biçilmez olmak
to be unable to find a hiding place
sıçan düşse başı yarılır
(Konuşma Dili) There's not a crumb/drop left in the pantry/barrel
sıçan kuyruğu
(Tabiat Doğa) (bitki) blood strange, mousetail
sıçan olmadan çuval delmek
to try to do advanced work while still a learner
keseli sıçan
opossum

I just saw an opossum. - Az önce bir keseli sıçan gördüm.

Opossums aren't related to rats. - Keseli sıçanlar, fareler ile ilgili değildir.

büyük sıçan
big rats
cüce sıçan
harvest mouse
cüce sıçan
(Tabiat Doğa) (kemirgen, Fam: Muridae) harvest mouse
cırlak sıçan
hamster

I have a new hamster and I've named him Dan. - Yeni bir cırlak sıçanım var ve ona Dan adını verdim.

keseli sıçan
possum
keseli sıçan
pouched mouse
küpe sıçan düşmek
to get pregnant
küpe sıçan düşmek
slang to get pregnant, get in the family way
su sıçan kuyruğu
(Tabiat Doğa) (bitki, Fam: çuhaçiçeğigiller,rebiiye) brookweed
zıplayan sıçan
jerboa
ıslak karga/sıçan gibi durmak
1. to look frightened, seem scared. 2. to seem very hesitant
Türkçe - Türkçe
Fare
Sıçangillerden, fareden iri, zararlı birçok türü bulunan kemirgen, memeli hayvan (Rattus)
Küçük yaştaki hırsız
sıçan kırı
Sıçanın tüyünün rengi
sıçan yolu
Lağım yolu veya buna benzer yer altı yolu
kör sıçan
Köstebek
ıslak sıçan
Islak karga
sıçan