This is a rather fatty cut of meat.
- Bu oldukça yağlı bir et parçası.
You shouldn't eat fatty foods.
- Yağlı yiyecekler yememelisin.
I didn't eat all the fries because they were too oily.
- Çok yağlı oldukları için tüm kızartmaları yemedim.
Tom hid the gun under a bunch of oily rags in his garage.
- Tom silahını garajdaki bir demet yağlı paçavranın altına sakladı.
I don't like fatty foods.
- Yağlı yiyecekleri sevmiyorum.
I don't like a fat diet.
- Yağlı bir diyeti sevmiyorum.
I came home very tired and with greasy clothes.
- Eve yağlı elbiselerle çok yorgun olarak geldim.
What is that greasy stuff on your shirt?
- Gömleğindeki o yağlı şey nedir?
4. Heat the sesame oil in the wok and melt the butter.
- 4. Susam yağını wokta ısıtın ve tereyağını eritin.
I bought a bottle of salad oil.
- Bir şişe salata yağı aldım.
Does your diet have too much fat?
- Diyetin çok fazla yağlı mıdır?
I don't like a fat diet.
- Yağlı bir diyeti sevmiyorum.
The machine was clogged with grease.
- Makine, yağdan tıkanmış.
Who created this oil painting?
- Bu yağlı boyayı kim yarattı?
The old Italian oil painting was never exhibited in public.
- Eski İtalyan yağlı boya resim hiç halkın içinde sergilenmedi.
Flattery won't get you anything.
- Yağcılık sana hiçbir şey getirmeyecek.
Imitation is the sincerest form of flattery.
- Taklit en samimi yağcılık biçimidir.
I hate when my hands get too oily and messy.
- Ellerim çok yağlı ve pis olduğunda nefret ederim.
I didn't eat all the fries because they were too oily.
- Çok yağlı oldukları için tüm kızartmaları yemedim.