vergüten

listen to the pronunciation of vergüten
Немецкий Язык - Турецкий язык
{fer'gü: tın} ödemek
(zararını) karşılamak, tazmin etmek; (çeliğe) su vermek
emeğinin karşılığını vermek
hakkını vermek
Английский Язык - Турецкий язык

Определение vergüten в Английский Язык Турецкий язык словарь

pay
{i} ücret

Piller için ekstra ücret ödemeniz gerekir. - You need to pay extra for the batteries.

Saatlik ücretin ne kadar? - How much is your hourly pay?

pay
{i} ödenek
pay
{f} (paid)
pay
{f} öde

Faturayı ödemediği için suyu kestiler. - They shut his water off because he didn't pay the bill.

Bugün senin öğle yemeğin için parayı ben ödeyeceğim. - I'll pay the money for your lunch today.

pay
karşılığını vermek
pay
maaş

Son zamanlarda, ona maaş çekini zamanında vermiyorlar. - Recently, they have not been giving her her paycheck on time.

Maaş altı kişilik bir aile için yeterli değildir. - The pay is not adequate for a family of six.

pay
vergin
pay
yarar sağlamak
pay
ödemek

Ben bir kredi kartı ile ödemek istiyorum. - I would like to pay with a credit card.

Babamın borcunu ödemekten berat edildim. - I was absolved from paying my father's debt.

pay
kâr getirmek
pay
(Askeri) ÖDEME: Bir borcun tasfiyesi
pay
{f} para vermek

Bir otel odasına dünya kadar para vermek istemiyorum. - I don't want to pay through the nose for a hotel room.

pay
{i} bedel

Birisi bedeli ödemek zorunda. - Someone has to pay the price.

Bedelini ödemek zorundasın. - You have to pay the price.

pay
kar getirmek
pay
pay dirt işletme zahmetine değer mi
pay
{i} ödeme

Faturayı ödemediği için suyu kestiler. - They shut his water off because he didn't pay the bill.

Onun ödemesi gerektiğini iddia ettim. - I demanded that he should pay.

pay
(fiil) ödemek, karşılığını vermek, para vermek, değmek, etmek
Немецкий Язык - Английский Язык