That university was my first choice.
- O üniversite benim ilk tercihimdi.
I know where Tom would be if he had any choice.
- Bir tercihi olsa Tom'un nerede olacağını biliyorum.
Have you got any preference between beef and lamb?
- Dana ve kuzu eti arasında herhangi bir tercihin var mı?
The kind of music one listens to is a matter of preference.
- Birinin dinlediği müzik türü bir tercih meselesidir.
I prefer spring to fall.
- İlkbaharı sonbahara tercih ederim.
I prefer reading to writing.
- Okumayı yazmaya tercih ederim.
I would rather stay at home than go out for a walk.
- Yürüyüşe gitmektense evde kalmayı tercih ederim.
I would rather stay at home than go out.
- Dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.
Layla prefers the second option.
- Leyla ikinci seçeneği tercih ediyor.
Many people prefer to cook with butter instead of oil.
- Çoğu kişi yağla yemek pişirmek yerine tereyağıyla yemek pişirmeyi tercih eder.
I prefer to buy domestic rather than foreign products.
- Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim.
Tom prefers speaking French.
- Tom Fransızca konuşmayı tercih eder.
I like eggs for breakfast, but my sister prefers oatmeal.
- Ben kahvaltı için yumurta severim, ama ablam yulaf lapası tercih eder.
Perhaps you would have preferred a French dish.
- Belki bir Fransız yemeğini tercih ederdiniz.
I would rather die than live in dishonor.
- Onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.