Döner kavşağın amacı trafiği yavaşlatmaktır.
- The purpose of a roundabout is to slow down traffic.
İstikrarlı bir iş bulmak zorundasın.
- You've got to get a steady job.
İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.
- There was steady economic improvement.
Lütfen daha yavaş konuşun.
- Please speak more slowly.
Lütfen daha yavaş konuşun.
- Speak slower, please.
Bu köprü sağlam görünüyor.
- This bridge looks steady.
Bu merdiven yeterince sağlam mı?
- Is this ladder steady enough?
Eğer senin düzenli desteğin olmasa, benim misyonum başarısızlıkla sonuçlanırdı.
- But for your steady support, my mission would have resulted in failure.
Jack ve Betty bir aydır istikrarlı olarak gitmektedirler.
- Jack and Betty have been going steady for a month.
İstikrarlı bir iş bulmak zorundasın.
- You've got to get a steady job.
Tom sürekli ilerleme kaydetti.
- Tom has made steady progress.
Asla sürekli bir işim olmadı.
- I never had a steady job.
İşler gerçekten kesatlaştı.
- Business has really slowed down.
Bu günlerde iş çok kesat.
- Business is so slow these days.
Basketbolla karşılaştırıldığında, beyzbolun biraz yavaş ve sıkıcı olabileceği düşünülebilir.
- Compared to basketball, baseball might be considered a little slow and boring.
Tom golf sever ama Mary onun yavaş ve sıkıcı olduğunu düşünüyor.
- Tom likes golf, but Mary thinks it's slow and boring.
Kol saatim geri kalmış olmalı.
- My watch must be slow.
Lütfen saati ayarlar mısınız. Geri kalmış.
- Will you please adjust the clock? It's slow.
Onun istikrarlı bir kız arkadaşı var.
- He's got a steady girlfriend.
İstikrarlı bir kız arkadaşım var.
- I have a steady girlfriend.
Araba sürerken virajlarda yavaşlamak zorundasınız.
- When you are driving, you should slow down on corners.
Cankurtaranlar kırmızı ışıklarda durmak zorunda değiller ama genellikle yavaşlarlar.
- Ambulances don't have to stop at red lights, but they usually slow down.
Otobanda sabit bir hızda kaldı.
- He maintained a steady speed on the highway.
Bu merdiveni sabit tutun.
- Hold this ladder steady.
Çocukluk çağında, zaman yavaş olarak geçer.
- In childhood, time passes slowly.
Geçen ay iş biraz yavaştı.
- Business was a little slow last month.
Saatim geri kaldığı için özel ekspresi kaçırdım.
- As my watch was slow, I missed the special express.
Saatim beş dakika geri kalmış.
- My watch is five minutes slow.
... out keeps the level of the bathtub steady. Okay? That’s replacement level bathtub ...
... 32 is twice as much as 32 minus 16. It’s a feature of exponential growth, of steady ...