Why don't you mend that fuse?
- Niçin o sigortayı tamir etmiyorsun?
We must've blown a fuse.
- Sigortayı attırmış olmalıyız.
Can I use my medical insurance?
- Sağlık sigortamı kullanabilir miyim?
Insurance makes us remember that the world we live in isn't completely safe; we might fall ill, face danger or encounter the unexpected.
- Sigorta bize içinde yaşadığımız dünyanın tamamen güvenli olmadığını hatırlatıyor; biz hastalanabiliriz ya da beklenmedik şeylerle karşılaşabiliriz.
He insured his house against fire.
- O evini yangına karşı sigortaladı.
He insured himself for a rainy day.
- O kötü bir gün için kendini sigortalattı.
The insurance covers everything here.
- Sigorta buradaki her şeyi kapsar.
Tom is no longer covered by his parents' health insurance.
- Tom artık ebeveynlerinin sağlık sigortası kapsamında değil.
I would like to insure this package.
- Bu koliyi sigorta ettirmek istiyorum.
You pay 10,000 yen a month as an insurance premium.
- Sen sigorta primi olarak ayda 10.000 yen ödüyorsun.