O beni selamlamak için ayağa kalktı.
- He rose to his feet to greet me.
Ziyaretçi sınıfa girdiğinde onu selamlamak için ayağa kalktık.
- When the visitor entered the room, we stood to greet him.
Bize gönderebileceğin bir bilgiyi takdir ederim.
- I would appreciate any information you can send to us.
Anne'ye göndermek için hangi kitabı seçtin?
- Which book did you pick out to send to Anne?
Ziyaretçi sınıfa girdiğinde onu selamlamak için ayağa kalktık.
- When the visitor entered the room, we stood to greet him.
Ben de onu selamlamak istiyorum.
- I want to greet him, too.
O bir tebessümle beni selamladı.
- He greeted me with a smile.
O, beni Günaydın ile selamladı.
- She greeted me with Good morning.
Seni kutlamak için uğrayamadım, çünkü acelem vardı.
- I could not stop by to greet you because I was in a hurry.
Tom Mary'yi karşılamak için oradaydı.
- Tom wasn't there to greet Mary.
Paul beni karşılamak için Roma'ya geldi.
- Paul came to Rome to greet me.