savundu

listen to the pronunciation of savundu
Турецкий язык - Английский Язык
advocated

She advocated equal rights for women. - Kadınlar için eşit hakları savundu.

He advocated State Capitalism over Market Capitalism. - O, Pazar Kapitalizmine karşı Devlet Kapitalizmini savundu.

defended

They defended their country against the invaders. - Onlar istilacılara karşı ülkelerini savundular.

Johnson defended his policies. - Johnson kendi politikalarını savundu.

savun
{f} advocate

He advocates a revision of the rules. - Kuralların bir revizyonunu savunuyor.

He advocates reform in university education. - Üniversite eğitiminde reformu savunuyor.

savun
{f} defending

We are defending the same cause. - Biz aynı nedeni savunuyoruz.

Tom was green behind the ears when it came to defending himself in court. - Tom, mahkemede kendini savunma konusunda daha çok toydu.

savun
defend

I disapprove of what you say, but I will defend to the death your right to say it. - Ben söylediğini doğru bulmuyorum fakat onu söyleme hakkını ölünceye kadar savunacağım.

They defended their country against the invaders. - Onlar istilacılara karşı ülkelerini savundular.

savun
argue for
savun
stick up for

I will never forgive you because you did not stick up for me at the meeting. - Beni toplantıda savunmadığın için seni asla affetmeyeceğim.

Финский Язык - Турецкий язык

Определение savundu в Финский Язык Турецкий язык словарь

savun
duman çıkarmak
savun
hiddetlenmek
savun
keskin kokulu gaz