İngilizler becerikli bir millettirler.
- The English are a practical people.
Almanlar tutumlu bir millettir.
- Germans are a frugal people.
Amerikalılar demokratik bir ulustur.
- The Americans are a democratic people.
Bu onların diğer uluslarla ortak neye sahip olduklarıdır.
- This is what they have in common with other peoples.
Seyahat, insanları bilgili yapar.
- Traveling makes people knowledgeable.
ÇHS'ye göre, 18 yaşından küçük tüm insanlar çocuk olarak kabul edilir.
- According to the CRC, all people under 18 are considered to be children.
Dünya aptal insanlarla dolu.
- The world is full of dumb people.
Dünyada bazı insanlar, açlıktan çeker.
- Some people in the world suffer from hunger.
Kalabalık bir insan grubu toplandı.
- A large crowd of people gathered.
Yarış, bir milyona yakın bir kalabalık tarafından izlendi.
- The race was watched by a crowd of nearly a quarter of a million people.
Cömertlik bazı kişilerde doğuştandır.
- Generosity is innate in some people.
Tom ünlü kişilerin taklitlerini yapar.
- Tom does impersonations of famous people.
Bir grup insanın bizimle birlikte su kayağına gideceğini düşünmüştüm. Fakat kesinlikle başka hiç kimse gelmedi.
- I thought a bunch of people would go water skiing with us, but absolutely no one else showed up.
Yanan arabalar, ölen insanlar vardı ve kimse onlara yardımcı olamadı.
- There were cars burning, people dying, and nobody could help them.
Sadece birkaç kişi beni anladı.
- Only a few people understood me.
Konserde çok fazla kişi vardı.
- There were too many people at the concert.
One out of three persons in this city has his own car.
- In dieser Stadt hat eine von drei Personen ihr eigenes Auto.
There were fifteen persons injured in the accident.
- Es wurden fünfzehn Personen bei dem Unfall verletzt.