pençe pençe

listen to the pronunciation of pençe pençe
Турецкий язык - Английский Язык
(cheeks) suffused with red
pençe
claw

Its sharp claws began to open and close, open and close. - Onun keskin pençeleri açılıp kapanmaya, açılıp kapanmaya başladı.

Mary’s cat is so sweet that I really don’t mind him curling up in my lap, but the way he insists on kneading my legs with his claws makes me feel like a pincushion. - Mary'nin kedisi o kadar tatlı ki onun kucağımda kıvrılıp yatmasını gerçekten umursamıyorum fakat pençeleriyle bacaklarımı ovmakta ısrar etme tarzı bana iğne yastığı gibi hissettiriyor.

pençe
paw

The cat was licking its paws. - Kedi pençelerini yalıyordu.

I saw a dog with one paw bandaged. - Bir pençesi bandajlı bir köpek gördüm.

pençe atmak
paw
pençe
sole (of a shoe)
pençe
paw; claw
pençe
clutches; grip
el pençe divan
hand and foot
el pençe divan durmak
stand ready receive orders
el pençe divan durmak
kotow
el pençe divan durmak
kowtow
gizli pençe
shoemaking half sole
gizli pençe
half sole
pençe
dog's tooth
pençe
(kuş) talon
pençe
tap
pençe
tooth resembling that of a dog
pençe
talon; fang
pençe
tooth of a venomous snake
pençe
paw, claw, talon; (ayakkabı) sole
pençe
pounce
pençe
animal foot
pençe
(ayakkabı) cleat
pençe atmak
to paw, to claw
pençe atmak
1. to try to lay hands on, try to seize. 2. (for an animal) to strike or strike at (someone, something) with its paw, claw, or talons
pençe vurmak
to sole (a shoe)
pençe vurmak
a) to paw, to claw b) to sole (a shoe)
pençe vurmak
(ayakkabı) tap
pençe vurmak
sole
pençe vurmak
cobble
pençe yapmak
resole
pençe yapılmış
resoled
yarım pençe
half sole
yarım pençe vurmak
to half-sole
Турецкий язык - Турецкий язык
Genişçe ve sık lekeler durumunda, yer yer kırmızı (yanak)
şir-i pençe
Bkz. şirpençe
PENÇE
(Osmanlı Dönemi) f. El ayası ile beş parmağın tamamı
PENÇE
(Osmanlı Dönemi) Eskiden Şark hükümdarlarının imza yerine ellerini kırmızı boyaya sürüp, kâğıdın üstüne basmalarıyla olan şekil, tuğra
PENÇE
(Osmanlı Dönemi) Hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları
PENÇE
(Osmanlı Dönemi) Mc: Kuvvet. Savlet, satvet
pençe
El: "Bir yumruğunu gırtlağıma dayadı, bir pençesiyle kalbimi kavradı."- A. Gündüz
pençe
Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları
pençe
El
pençe
(Osmanlı Dönemi) el ayası ile beş parmağın tamamı
pençe
Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç
pençe
Yırtıcı hayvanların ön ayaklarının parmaklarıyla tırnakları: "Kuş, beni görünce korktu, pençesinde yılanla havalandı."- M. Ş. Esendal
pençe
Ayakkabının tabanındaki kösele
pençe
Etkisinden kurtulmak olanaksız, etkisi çok olan güç: "Bu vicdan azabının demirden pençesi yüreğini sıkmağa başlıyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu
çakır pençe
Tuttuğunu koparan, giriştiği veya ele aldığı her işi başaran, becerikli (kimse)
Английский Язык - Турецкий язык

Определение pençe pençe в Английский Язык Турецкий язык словарь

pençe-i al-i aba
(Din) Ehl-i beyt'in toplandığı yüce pençe. Bir eldeki parmaklar, Hz. Muhammed, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Fatmayı simgelerler
pençe-i ali aba
EHL-İ BEYT (HZ MUHAMMED S.A.V HZ ALİ,HZ FATIMA,HZ,HASAN,HZ HÜSEYİN.)
pençe pençe
Избранное