Azınlık haklarını korumalıyız.
- We have to stand up for minority rights.
Kadınlar bir azınlık değildir.
- Women are not a minority.
Dan ufak yaralarla kurtuldu.
- Dan survived with minor injuries.
Sergi ufak bir skandala neden oldu.
- The exhibition caused a minor scandal.
Giremezsin, çünkü sen bir küçüksün.
- Because you're a minor, you can't enter.
Bu sadece küçük bir başarısızlık.
- It's only a minor setback.
Tom'un yaralaları önemsiz sayılır.
- Tom's injuries are considered minor.
Önemsiz konularda her zaman endişe eder.
- He always worries about minor points.
Kanun, reşit olmayanların sigara içmesini yasaklıyor.
- The law prohibits minors from smoking.
Reşit olmayan birinin refahını tehlikeye düşürdüğünüz için tutuklusunuz.
- You're under arrest for endangering the welfare of a minor.
Tom'un çalıştığı bar reşit olmayan kimselere alkollü içki sattığı için ruhsatını kaybetti.
- The bar where Tom works lost its license because they had been selling alcoholic drinks to minors.