It's polite to say itadakimasu before eating one's meal.
- Biri yemeğini yemeden önce afiyet olsun demek kibarlıktır.
Tom said he liked what she had made for dinner, but he was only being polite.
- Tom onun akşam yemeği için yaptığını beğendiğini söyledi fakat o sadece kibarlık yapıyordu.
He is by no means kind.
- O, hiçbir şekilde kibar değil.
Mary takes Bill's kindness for granted.
- Mary Bill'in kibarlığını doğal karşılıyor.
Be courteous and respectful.
- Kibar ve saygılı olun.
You must be polite to your elders.
- Yaşlılarınıza karşı kibar olmalısınız.
She is by no means polite.
- O hiçbir şekilde kibar değil.
Sir Harold is a fine English gentleman.
- Sir Harold kibar bir İngiliz beyefendisi.
Basset hounds are gentle dogs.
- Basset tazıları kibar köpeklerdir.
The Browns are an elegant and happy family.
- Brownlar kibar ve mutlu bir ailedir.
I don't remember Tom being so nice.
- Tom'un çok kibar olduğunu hatırlamıyorum.
He is very nice. He never speaks ill of others.
- O çok kibardır. Başkalarının hakkında asla kötü konuşmaz.
I will write him a civil answer.
- Ona kibar bir cevap yazacağım.
Tom is one of the most decent men I know.
- Tom tanıdığım en kibar erkeklerden biri.
He is a very gallant gentleman.
- O çok kibar bir beyefendidir.