Modern computers carry out ten to the ninth power (10^9) operations per second.
- Modern bilgisayarlar saniyede on üzeri dokuz (10^9) işlem yapıyor.
Sex change operations are now tax-deductible.
- Cinsiyet değiştirme işlemleri artık vergiden düşülebilir.
We don't have time to process all this data.
- Tüm bu verileri işlemek için zamanımız yok.
The businessman didn't dare withdraw from the transaction.
- İş adamı işlemden çekilmeye cesaret etmedi.
I must close this transaction within a week.
- Bu işlemi bir hafta içinde kapatmalıyım.
Dan was accused of committing a murder.
- Dan bir cinayet işlemekle suçlandı.
He had to commit crime because he was starving.
- O açlıktan öldüğü için suç işlemek zorunda kaldı.
What I want is a word processor.
- İstediğim bir kelime işlemcisidir.
This computer has a Pentium processor.
- Bu bilgisayarın bir Pentium işlemcisi var.
Two more food processing plants closed down this month.
- Bu ay iki tane daha gıda işleme tesisi kapatıldı.
Your plan didn't work.
- Senin planın işlemedi.
Nothing worked for very long.
- Hiçbir şey çok uzun süre işlemedi.
How long will the procedure take?
- İşlem ne kadar sürecek?
This is an illegal procedure.
- Bu yasal olmayan bir işlemdir.
We carry out treatments like whitening. We also do tobacco stain removal and other cleaning procedures.
- Biz beyazlatma gibi işlemleri yaparız. Ayrıca tütün lekesi çıkarırız ve diğer temizleme işlemlerini yaparız.
We don't have time to process all this data.
- Tüm bu verileri işlemek için zamanımız yok.
I want to get that process going.
- O işleme başlamak istiyorum.
bu evrak işleme alındı.
The customer is responsible for bank transfer processing fees. We thank you for your understanding.
- Müşteri banka havalesi işlem ücretlerinden sorumludur. Anlayışınız için size teşekkür ederiz.
Two more food processing plants closed down this month.
- Bu ay iki tane daha gıda işleme tesisi kapatıldı.
No further action will be taken.
- Başka bir işlem yapılmayacaktır.
Layla launched a legal action to gain custody of her three children.
- Leyla, üç çocuğunun velayetini almak için yasal işlem başlattı.
Tom wore a Christmas sweater embroidered with reindeer.
- Tom ren geyiği ile işlemeli bir Noel kazağı giydi.
I intend to hammer this idea into the student's heads.
- Ben bu fikri öğrencilerin kafalarına işlemek niyetindeyim.
İşleyen demir paslanmaz.
- İşlemeyen demir pas tutar.