Bana yardım etmek için hiç kimse gelmedi.
- Niemand kam, um mir zu helfen.
Size yardım etmek için burada değilim.
- Ich bin nicht hier, um euch zu helfen.
Sadece ,sana yardım etmekten çok hoşnut olacak.
- He will be only too glad to help you.
Korkarım ki yardım etmek için yapabileceğim çok şey yok.
- There is not much I can do to help, I am afraid.
Paula has to help her father in the kitchen.
- Paula muss ihrem Vater in der Küche helfen.
Ask your dad to help you.
- Bitte deinen Vater, dir zu helfen.