If it hadn't been for you, he would still be alive.
- Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.
Both brothers are still alive.
- Erkek kardeşlerin her ikisi de hâlâ hayatta.
Were there any survivors?
- Hiç hayatta kalan var mıydı?
Tom donated money to the Red Cross to help survivors of the earthquake.
- Tom depremden hayatta kalanlara yardım etmek için Kızıl haça para bağışladı.
We did what we had to to survive.
- Hayatta kalmak için yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaptık.
We will need this to survive.
- Hayatta kalmak için buna ihtiyacımız olacak.
Food is essential for survival.
- Yiyecek hayatta kalmak için gereklidir.
I gave up all hope of survival.
- Bütün hayatta kalma umudundan vazgeçtim.
We did what we had to to survive.
- Hayatta kalmak için yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaptık.
If you have no food, you got to eat roots and insects in order to survive.
- Yiyeceğiniz yoksa, hayatta kalmak için kökleri ve böcekleri yemek zorundasınızdır.
She was living through her daughter.