Yarım bir dost aynı zamanda yarım bir düşmandır.
- Ein halber Freund ist auch ein halber Feind.
Yarım düzine yumurta aldım.
- Ich habe ein halbes Dutzend Eier gekauft.
Sabahları altı buçukta kalkıyorlar.
- Sie stehen morgens um halb sieben auf.
Dört kişilik bir masa ayırtmak istiyorum. Saat altı buçukta.
- Ich möchte einen Tisch für vier Personen reservieren. Um halb sieben.
Senin evinin ve benimkinin arasında orta noktada buluşalım.
- Let's meet halfway between your house and mine.
Dr. Svensen konuyu öyle geniş bir şekilde araştırdı ki onun kaynakçası kitabının yarı ağırlığını oluşturuyor.
- Dr. Svensen researched the issue so extensively that his bibliography makes up half the weight of his book.
İş yapılır yapılmaz, genellikle beş buçuk civarında, akşam yemeği yemek için eve gelirim.
- Once the work is done, usually around half past five, I come home to have dinner.
Tom sekiz buçuk yıl önce ailesiyle birlikte Japonya'ya geldi.
- Tom came to Japan eight and a half years ago with his parents.
Lütfen yarım saat bekle.
- Please wait half an hour.
İşini yarıda bırakma.
- Don't leave your work half done.
Lütfen yarım saat bekle.
- Please wait half an hour.
Sözlük, yaklaşık yarım milyon kelime içeriyor.
- The dictionary contains about half a million words.
Tom, armudu yarı yarıya böldü.
- Tom cut the pear in half.
Emekli olduktan sonra geliri yarı yarıya azaldı.
- His income was diminished by half after retirement.
Tom sadece kısmen şaka yapıyordu.
- Tom was only half joking.
Bu araba, motor silindirlerinin yarısını devre dışı bırakabilir.
- This car can deactivate half of its engine's cylinders.
Don't give up halfway.
- Gib nicht auf halbem Wege auf!
I'm halfway through this crime novel.
- Ich bin mit diesem Krimi halb durch.
It's almost half past eleven.
- Es ist fast halb zwölf.
Breakfast is at half past nine.
- Um halb zehn gibt es Frühstück.
A module is said to be semisimple if it is the sum of simple submodules.
- Ein Modul heißt halbeinfach, wenn er die Summe einfacher Untermoduln ist.
Mary placed the chairs in a semicircle.
- Maria stellte die Stühle in einem Halbkreis auf.