greis

listen to the pronunciation of greis
Немецкий Язык - Турецкий язык
e {grays} r yaşlı adam, ihtiyar
e. r. grays yaşlı adam, ihtiyar
yaşlı adam
Английский Язык - Турецкий язык

Определение greis в Английский Язык Турецкий язык словарь

old man
(Botanik, Bitkibilim) yemişen
old man
(Botanik, Bitkibilim) apsent
old man
yaşlı

Yaşlı adam yalnız yaşıyor. - The old man lives alone.

Yaşlı adam büyük bir balık yakaladı. - The old man caught a big fish.

dotard
moruk
dotard
bunak
geriatric
ihtiyarlığa ait
geriatric
geriatrik
geriatric
Yaşlının bakım ve tedavisiyle ilgili
dotard
bunamış
dotard
(Tıp) Bunak, yaşlılık sebebiyle hafıza zayıflığı gösteren kişi
geriatric
ihtiyar
geriatric
{s} yaşlıların sağlığı ile ilgili
geriatric
{s} geriatrik, jeriyatrik
geriatric
(sıfat) yaşlıların sağlığı ile ilgili
geriatric
yaşlı
old man
kaptan
old man
ihtiyar adam

İhtiyar adamın öfkesi yatıştı. - The old man's anger melted.

Немецкий Язык - Английский Язык
geriatric
old man

Once upon a time an old man and his wife lived together in a little village. - Ein Greis und sein Weib lebten einst zusammen einen kleinen Dorf.

Tom looked into the mirror and saw an old man. - Tom sah in den Spiegel und erblickte einen Greis.

dotard
kindischer Greis
dotard