Tom'un temiz bir vicdanı var.
- Tom had a clear conscience.
Onun hiç vicdanı yok.
- He has no conscience.
Uranus'un kara, kaya parçaları şeklinde nesneleri içeren, onbir bilinen halkası vardır.
- Uranus has eleven known rings, which contain dark, boulder-sized particles.
Sibirya Demiryolu, dünyadaki bir defada en uzun ve en iyi bilinen demiryoludur.
- The Siberian Railway is at once the longest and best known railway in the world.
Sami iyi tanınan bir avukat tuttu.
- Sami hired a well known attorney.
Sony tüm dünyada tanınan bir markadır.
- Sony is a brand known around the world.
Tanınmak istemiyorum.
- I don't want to be known.
O hem Hindistan'da hem de Çin'de iyi tanınmaktadır.
- She is well known in both India and China.
San Fransisko, sisi ve diğer şeylerin arasında tepeleri ile ünlüdür.
- San Francisco is known for its fog and its hills among other things.
O, ülkemizde iyi tanınmıştır.
- He is well known in our country.
Brezilya edebiyatındaki en tanınmış kitaplardan biri.
- It's one of the best known books in Brazilian literature.
Don't obtain wealth at the expense of your conscience.
- Erlange keinen Reichtum, wenn du dein Gewissen aufopfern musst.
He felt the pangs of conscience.
- Er hatte Gewissensbisse.