The teacher listened attentively to my explanation.
- Öğretmen açıklamamı dikkatle dinledi.
The boys listened attentively.
- Erkek çocukları dikkatle dinledi.
The opera singer tested her voice gingerly after recovering from throat surgery.
- Opera şarkıcısı boğaz ameliyatıyla iyileştikten sonra sesini dikkatle test etti.
This problem must be dealt with carefully.
- Bu problem dikkatle ele alınmalıdır.
He wants me to approach it with care.
- O ona dikkatle yaklaşmamı istiyor.
Are you listening closely?
- Dikkatle dinliyor musun?
I will scrutinize you closely.
- Seni dikkatle inceleyeceğim.
I tried to listen to him carefully.
- Ben onu dikkatle dinlemeye çalıştım.
We listened carefully in order not to miss a single word.
- Biz bir tek kelime kaçırmamak için dikkatle dinledik.
Tom is listening intently.
- Tom dikkatle dinliyor.
Tom stared at Mary intently.
- Tom dikkatle Mary'ye baktı.
The doctor thinks carefully before deciding what medicine to give.
- Doktor, hangi ilacı vereceğine karar vermeden önce dikkatlice düşünür.
If you're not careful, you might slip and fall on the icy steps.
- Eğer dikkatli olmazsan ,kayabilir ve buzlu basamakların üstüne düşebilirsin.
Although many European researchers have studied ancient Persian literature in the nineteenth century, the new world is not paying attention to our contemporary literature.
- Birçok Avrupalı araştırmacılar on dokuzuncu yüzyılda eski Fars edebiyatı eğitimi almasına rağmen, yeni dünya çağdaş edebiyatımıza dikkat etmiyor.
You should pay more attention to your own safety.
- Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.
He cautioned me against being careless of my health.
- O beni benim sağlığıma karşı dikkatsiz olmama karşı uyarıda bulundu.
Caution, the doors are now closing!
- Dikkat, kapılar şimdi kapanıyor.
I have taken everything into consideration.
- Her şeyi dikkate aldım.
You should take her illness into consideration.
- Onun hastalığına dikkat etmelisin.
Tom was mindful of my warning.
- Tom uyarıma dikkat etti.
He paid attention to my warning.
- O, uyarıma dikkat etti.
She seldom pays regard to my advice.
- O, tavsiyemi nadiren dikkate alır.
Tom regarded the statue carefully.
- Tom heykele dikkatlice baktı.
You should be careful in choosing friends.
- Arkadaş seçerken dikkatli olmalısın.
I advise you to be careful in making notes for the lecture.
- Dersi not alırken dikkatli olmanızı tavsiye ederim.
While driving, mind the potholes.
- Araba sürerken, çukurlara dikkat et.
I wasn't being mindful and got on a wrong bus by mistake.
- Dikkatli değildim ve yanlışlıkla hatalı otobüse bindim.
Beware of pickpockets.
- Yankesicilere dikkat edin.
Beware of thefts in a big city.
- Büyük bir şehirde hırsızlığa karşı çok dikkatli olun.
He seldom gets sick because he is careful about his health.
- Sağlığı hakkında dikkatli olduğundan dolayı o nadiren hastalanır.
The doctor thinks carefully before deciding what medicine to give.
- Doktor, hangi ilacı vereceğine karar vermeden önce dikkatlice düşünür.
Look out! There's a car coming.
- Dikkat! Gelen bir araba var.
Look out! There's a truck coming!
- Dikkat! Buraya gelen bir kamyon var!
He took no notice of my advice.
- O, benim tavsiyemi dikkate almadı
Notice how the player uses his elbows.
- Oyuncunun dirseğini nasıl kullandığına dikkat edin.
In recent years, some Muslim countries have prospered and attracted the attention of the world.
- Son yıllarda, bazı Müslüman ülkeler zenginleşmiş ve dünyanın dikkatini çekmişlerdir.
At last, they began to count down cautiously.
- Sonunda, dikkatlice geri saymaya başladılar.
Tom failed to heed warning signs.
- Tom uyarı işaretlerine dikkat edemedi.
Take heed of her advice.
- Onun tavsiyesine dikkat et.
Do your work with more attentiveness.
- Biraz daha dikkatli çalışır mısın?
The recent advances in medicine are remarkable.
- Tıptaki son gelişmeler dikkat çekicidir.
There was nothing worthy of remark at the fair.
- Fuarda dikkate değer bir şey yoktu.
Watch out mom, these are coming your way!
- Dikkatli olun anne, onlar size doğru geliyor.
Watch out for pickpockets.
- Yankesicilere dikkat edin.
I advise you to be careful in making notes for the lecture.
- Dersi not alırken dikkatli olmanızı tavsiye ederim.
Please take note of that.
- Lütfen ona dikkat et.
If you go into the forest, watch out for the ogres who eat children!
- Eğer ormana giderseniz, çocukları yiyen canavarlara dikkat edin!
The forest fire occurred through carelessness.
- Orman yangını dikkatsizlik yüzünden oldu.
Notice how the player uses his elbows.
- Oyuncunun dirseğini nasıl kullandığına dikkat edin.
He took no notice of my advice.
- O, benim tavsiyemi dikkate almadı
Beware! There's a car coming!
- Çok dikkat et! Gelen bir araba var!
Beware of the cockerel. It bites.
- Yavru horoza dikkat edin. O ısırır.
Beware of the cockerel. It bites.
- Yavru horoza dikkat edin. O ısırır.
Beware of pickpockets.
- Yankesicilere dikkat edin.