dönücü

listen to the pronunciation of dönücü
Турецкий язык - Английский Язык
gyratory
{s} moving spirally, moving in a circle; revolving; turning; whirling around
Moving in a circle, or spirally; revolving; whirling around
dön
{f} turn

The leaves of the trees turn yellow in fall. - Ağaçların yaprakları sonbaharda sarıya döner.

This catterpillar will turn into a beautiful butterfly. - Bu tırtıl harika bir kelebeğe dönüşecek.

dön
(Bilgisayar) transform

This differential equation can be easily solved by Laplace transform. - Bu diferansiyel denklemler Laplace dönüşümüyle kolayca çözülebilir.

Caterpillars transform into butterflies while they're in a cocoon. - Tırtıllar koza içerisindeyken kelebeğe dönüşür.

dön
wheel

Who were you with on the Ferris wheel? - Dönme dolapta kimle birlikteydin?

Do you know who invented the Ferris wheel? - Dönme dolabı kimin icat ettiğini biliyor musun?

dön
{f} veering

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
back down

Tom will never back down. - Tom asla sözünden dönmeyecek.

Tom can't back down now. - Tom şimdi sözünden dönemez.

dön
{f} twirl
dön
veer

I saw his car veering to the right. - Onun arabasının sağa doğru döndüğünü gördüm.

dön
{f} rotating

There is a rotating restaurant at the top of this tower. - Bu kulenin tepesinde döner restoran var.

The Earth is rotating from West to East. - Dünya batı'dan doğuya doğru dönüyor.

dön
return to

I'll return to get my handbag. - Ben el çantamı almak için geri döneceğim.

The president was forced to return to Washington. - Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.

dön
revert
dön
sheer
dön
return

When will you return? - Ne zaman geri döneceksin?

After a long absence, she returned home. - Uzun bir yokluktan sonra eve geri döndü.

Турецкий язык - Турецкий язык

Определение dönücü в Турецкий язык Турецкий язык словарь

köşe dönücü
Çıkarını, en kısa zamanda sonuç alacak biçimde düşünen kimse