There are 10,000 troops in Iraq.
All the soldiers were brave.
- Bütün askerler cesurdu.
War compelled soldiers to go to the front.
- Savaş askerleri cepheye gitmeye zorladı.
Lincoln said troops were needed.
- Lincoln, askerlerin gerekli olduğunu söyledi.
The troops had plenty of arms.
- Askerlerin bol miktarda silahları vardı.
I had my military service in Ankara.
- Askerlik görevimi Ankara'da yaptım.
Tom avoided military service.
- Tom askerlik hizmetinden kaçtı.
Senator Tom Jackson was opposed to conscription.
- Senatör Tom Jackson zorunlu askerliğe karşı çıktı.
Do you know the name of the most successful military man from this area?
- Bu civardaki en başarılı askerin adını biliyor musun?
A change of opinions is almost unknown in an elderly military man.
- Yaşlı bir askeri adamda bir görüş değişikliği neredeyse bilinmiyor.
He had heard that war had started, but it didn't sink in for a long time until his father was drafted into the army.
- Savaşın başladığını duymuştu fakat savaş babası askere alınıncaya kadar anlaşılmadı.
The art of modern warfare does not necessarily require soldiers to be armed to the teeth to be effective as combatants.
- Modern savaş sanatı dövüşçüler gibi etkili olmak için tepeden tırnağa silahlandırılacak askerleri muhakkak gerektirmez.
Lincoln said troops were needed.
- Lincoln, askerlerin gerekli olduğunu söyledi.
The troops easily put down the rebellion.
- Askerler isyanı kolayca bastırdı.