araf

listen to the pronunciation of araf
Турецкий язык - Английский Язык
a place separating heaven from hell
place where one's sins are absolved
purgatory

Marriage, in peace, is this world's paradise; in strife, this life's purgatory. - Huzurlu evlilik bu dünyanın cennetidir, çekişmeli evlilik bu dünyanın arafıdır.

place of purification
limbo
Турецкий язык - Турецкий язык
Cennet ile cehennem arası
Cennet ile cehennem arasında bir yer
Araf 1
(Kuran) Elif, Lam, Mim, Sad
Araf 10
(Kuran) Sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçimlikler yarattık. Öyleyken pek az şükrediyorsunuz. *
Araf 100
(Kuran) Kalblerini kapatıp mühürleriz de birşey duymazlar
Araf 101
(Kuran) İşte kasabalıların haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler
Araf 102
(Kuran) Onların çoğunda ahde bağlılık görmedik, çoğunu fasık kimseler olarak bulduk
Araf 103
(Kuran) Sonra peygamberlerin ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun ve erkanına gönderdik. Ayetlerimize karşı haksızlık ettiler. Bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bak
Araf 104
(Kuran) Musa, "Ey Firavun! Ben alemlerin Rabbinin peygamberiyim
Araf 105
(Kuran) Bana Allah'a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabbinizden bir mucize getirdim, İsrailoğullarını benimle beraber koyver" dedi
Araf 106
(Kuran) Firavun: "Bir mucize getirdiysen ortaya koy bakalım, doğru sözlülerden isen bunu yaparsın" dedi
Araf 11
(Kuran) And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin" dedik; İblis'ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı
Araf 113
(Kuran) Sihirbazlar Firavun'a geldi, "Yenecek olursak bize şüphesiz bir mükafat var değil mi?" dediler
Araf 114
(Kuran) Firavun, "Evet, yenerseniz gözdelerden olacaksınız" dedi
Araf 115
(Kuran) Sihirbazlar: "Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalım" dediler
Araf 116
(Kuran) Musa: "Siz koyun" dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca insanların gözlerini sihirlediler ve onları ürküttüler, büyük bir sihir yaptılar
Araf 117
(Kuran) Biz de Musa'ya, 'Asanı koyuver" dedik, o da koydu; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı
Araf 118
(Kuran) Hak tahakkuk etti, onların yaptıkları boşa gitti
Araf 119
(Kuran) İşte orada yenildiler, küçük düştüler
Araf 12
(Kuran) Allah, "Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?" dedi, "Beni ateşten onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm" cevabını verdi
Araf 127
(Kuran) Firavun milletinin ileri gelenleri: "Musa'yı ve milletini yeryüzünde bozgunculuk yapsınlar, seni ve tanrılarını bıraksınlar diye mi koyveriyorsun?" dediler. Firavun: "Onların oğullarını öldüreceğiz, kadınlarını sağ bırakacağız. Elbette biz onları ezecek üstünlükteyiz" dedi
Araf 128
(Kuran) Musa milletine: "Allah'tan yardım dileyin ve sabredin; yeryüzü şüphesiz Allah'ındır, kullarından dilediğini ona mirasçı kılar; sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır" dedi
Araf 129
(Kuran) Milleti: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyet çektik" dediler. Musa da: "Rabbinizin düşmanlarınızı yok etmesi ve yeryüzünde sizi onların yerine geçirmesi umulur. O zaman nasıl davranacağınıza bakar" dedi. *
Araf 13
(Kuran) Ona, "İnsanların tekrar dirilecekleri güne kadar beni ertele" dedi
Araf 130
(Kuran) And olsun ki, Biz de Firavun ailesini, ders alsınlar diye, yıllarca kuraklığa ve ürün kıtlığına uğrattık
Araf 131
(Kuran) Onlara bir iyilik geldiği zaman; "Bu bizden ötürüdür" derler, bir fenalığa uğrarlarsa da, Musa ve onunla beraber olanların uğursuzluğuna verirlerdi. Bilin ki, kendilerinin uğradığı uğursuzluk Allah katındandır, fakat çoğu bunu bilmezler
Araf 132
(Kuran) Firavun ailesi: "Bizi sihirlemek için ne mucize gösterirsen göster, sana inanmayacağız" dediler
Araf 133
(Kuran) Bunun üzerine su baskınını, çekirgeyi, haşeratı, kurbağaları ve kanı birbirinden ayrı mucizeler olarak onlara musallat kıldık; yine de büyüklük taslayıp suçlu bir millet oldular
Araf 134
(Kuran) Azap başlarına çökünce, "Ey Musa! Rabbine, sana verdiği ahde göre bizim için yalvar. Bizden azabı kaldırırsan sana, and olsun ki, inanacağız ve İsrailoğullarını seninle beraber göndereceğiz"dediler
Araf 135
(Kuran) Azabı nasıl olsa sonuna gelecekleri bir müddet için üzerlerinden kaldırınca, hemen sözlerinden cayıyorlardı
Araf 136
(Kuran) Bu sebeple onlardan öç aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onları denizde boğduk
Araf 137
(Kuran) Hor görülen yahudileri, bereketlendirdiğimiz yerin doğularına ve batılarına mirasçı kıldık. Rabbinin İsrailoğullarına verdiği güzel söz, sabırlarına karşılık yerine geldi. Firavun ve milletinin yaptığını ve yükselttiklerini yıktık
Araf 140
(Kuran) Sizi alemlere üstün kılmış olan Allah'tan başka bir tanrı mı arayacağım? dedi
Araf 141
(Kuran) Sizi kötü azaba sokan, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı öldüren Fİravun ailesinden kurtarmıştık. Bu, Rabbinizin size musallat kıldığı büyük bir bela idi.*
Araf 142
(Kuran) Musa'ya otuz gece vade verip sonra buna on gece daha kattık; böylece Rabbinin tayin ettiği müddet kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Milletim içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna gitme" dedi
Araf 143
(Kuran) Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca, Musa: "Rabbim! Bana Kendini göster, Sana bakayım" dedi. Allah: "Sen Beni göremeyeceksin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa sen de Beni göreceksin" buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu yerle bir etti ve Musa da baygın düştü; ayılınca: "Yarabbi, münezzehsin, Sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim" dedi
Araf 144
(Kuran) Ey Musa! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükret dedi
Araf 145
(Kuran) Ona levhalarda her şeyden bir öğüt yazdık ve her şeyi uzun uzadıya açıkladık; onlara sıkıca sarıl, milletine de emret en güzel şekilde tutsunlar. Size Allah'a karşı gelenlerin yurdunu göstereceğim
Araf 146
(Kuran) Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir
Araf 147
(Kuran) Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiştir. Onlar işlediklerinin karşılığından başka bir şeyle mi cezalanırlar? *
Araf 148
(Kuran) Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler
Araf 149
(Kuran) Elleri böğründe, çaresiz kalıp, kendilerinin sapıtmış olduklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, and olsun ki mahvoluruz" dediler
Araf 15
(Kuran) Allah; "Sen erteye bırakılanlardansın" dedi
Araf 150
(Kuran) Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce "Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?" dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: "Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma beni bu zalim milletle bir sayma" dedi
Araf 151
(Kuran) Musa "Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bize acı, Sen merhametlilerin merhametlisisin" dedi. *
Araf 152
(Kuran) Buzağıyı tanrı olarak benimseyenler Rablerinin öfkesine ve dünya hayatında alçaklığa uğrayacaklardır; iftira edenleri böylece cazalandırırız
Araf 153
(Kuran) Kötülük işleyip ardından tevbe edenler ve inananlar bilsinler ki Rabbin, bu hareketlerinin ardından onları şüphesiz bağışlar ve merhamet eder
Araf 154
(Kuran) Musa, öfkesi yatışınca, bir nüshasında Rablerinden korkanlar için doğru yol ve rahmet yazılı olan levhaları aldı
Araf 155
(Kuran) Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: "Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin
Araf 158
(Kuran) De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine (ki o da Allah'a ve sözlerine inanmıştır) inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız
Araf 159
(Kuran) Musa'nın milletinden bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederlerdi
Araf 160
(Kuran) Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık. Milleti Musa'dan su isteyince ona: " Asanla taşa vur" diye bildirdik; ondan on iki pınar fışkırdı. Herkes içeceği yeri öğrendi. Bulutla üzerlerine gölge yaptık onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin" dedik. Onlar, karşı gelmekle, Bize değil kendilerine zulmediyorlardı
Araf 161
(Kuran) Onlara: " Şu şehirde oturun, dilediğniz gibi yiyip için, "affet!" deyin ve secde ederek kapısından girin; Biz de yanılmalarınızı bağışlarız. İyi davrananlara daha da artıracağız" denmişti
Araf 162
(Kuran) Onların zulmedenleri, kendilerine söylenen sözü başkasıyle değiştirdiler. Biz de, o zalimlere, zulümlerinden ötürü gökten azap indirdik. *
Araf 163
(Kuran) Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi yasaklarına tecavüz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor, başka günler gelmiyorlardı. Biz onları, yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk
Araf 164
(Kuran) Aralarından bir topluluk: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?" dediler. Öğüt verenler: "Rabbinize, hiç değilse bir özür beyan edebilmemiz içindir, belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar" dediler
Araf 165
(Kuran) Kendilerine yapılan öğütleri unutunca, Biz fenalıktan menedenleri kurtardık ve zalimleri, Allah' a karşı gelmelerinden ötürü şiddetli azaba uğrattık
Araf 166
(Kuran) Kendilerine edilen yasakları aşınca, onlara: "Aşağılık birer maymun olun" dedik
Araf 167
(Kuran) Rabbin, kıyamet gününe kadar, onları, kötü azaba uğratacak kimseleri üzerlerine göndereceğini bildirmişti. Doğrusu Rabbin, cezayı çabuk verir. Doğrusu O bağışlar ve merhamet eder
Araf 168
(Kuran) Biz onları yeryüzünde iyiler ve aşağılıklar olarak bölük bölük ayırdık; iyiliğe dönerler diye onları güzellikler ve kötülüklerle sınadık
Araf 171
(Kuran) Tur dağını, gölgelik gibi onların üzerlerine yükseltmiştik, onlar tepelerine düşeceğini sanmışlardı. Onlara: "Size verdiğimiz Kitap'a sıkıca sarılın, içinde olanı düşünün ki sakınanlardan olasınız" demiştik. *
Araf 174
(Kuran) Belki doğru yola dönerler diye ayetleri böylece uzun uzadıya açıklıyoruz
Araf 175
(Kuran) Onlara, şeytanın peşine takdığı ve kendisine verdiğimiz ayetlerden sıyrılarak azgınlıklardan olan kişinin olayını anlat
Araf 176
(Kuran) Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler
Araf 177
(Kuran) Ayetlerimizi yalan sayan, kendine zulmeden millet ne kötü bir misaldir!
Araf 178
(Kuran) Allah'ın doğru yola sevkettiği kimse doğru yolda olur. Saptırdığı kimseler ise, işte onlar mahvolanlardır
Araf 179
(Kuran) And olsun ki, cehennem için de birçok cin ve insan yarattık; onların kalbleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmezler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir
Araf 18
(Kuran) Allah, "Yerilmiş ve kovulmuşsun, oradan defol; and olsun ki insanlardan sana kim uyarsa, onları ve sizi, hepinizi cehenneme doldurağım" dedi
Araf 180
(Kuran) En güzel isimler Allah'ındır, O'na o isimlerle dua edin, O'nun isimleri konusunda eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasını göreceklerdir
Araf 181
(Kuran) Yarattıklarımızdan bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederler. *
Araf 182
(Kuran) Ayetlerimzi yalan sayanları, bilmedikleri yönden, ağır ağır sonuçlarına yaklaştıracağız
Araf 183
(Kuran) Onlara mahsustan mühlet veririm, çünkü Benim düzenim çetindir
Araf 184
(Kuran) Düşünmüyorlar mı ki, arkadaşları olan peygamerde deliliğin eseri yoktur. O ancak açıkca uyaran bir kimsedir
Araf 185
(Kuran) Göklerin ve yerin hükümranlığını, Allah'ın yarattığı her şeyi ve ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini düşünmüyorlar mı? Bundan sonra hangi söze inanacaklar?
Araf 186
(Kuran) Allah'ın saptırdığını yola getirecek yoktur. O, sapanları taşkınlıkları içinde bocalayıp dururlarken bırakır
Araf 187
(Kuran) Sana, kıyamet saatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar, de ki: "Onu ancak Rabbim bilir, onun vaktini, O'ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin, ağırlığını kaldıramıyacağı o saat, sizlere ansızın gelecektir." Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar, de ki: "Onu bilmek ancak Allah'a muhsustur, ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler
Araf 188
(Kuran) De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim." *
Araf 189
(Kuran) Sizi bir nefisten yaratan ave gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye yalvardılar
Araf 19
(Kuran) Ey Adem! Sen ve eşin cennette kalın ve istediğiniz yerden yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın yoksa zalimlerden olursunuz
Araf 190
(Kuran) Allah onlara kusursuz bir çocuk verince, kendilerine verdiği şey hakkında Allah'a ortaklar koştular. Allah, onların ortak koştukları şeylerden yücedir
Araf 191
(Kuran) Kendileri yaratılmışken, bir şey yaratamayan putları mı ortak koşuyorlar?
Araf 192
(Kuran) Oysa putlar ne onlara yardım edebilir ve ne de kendilerine bir yardımları olur
Araf 193
(Kuran) Onları doğru yola çağırırsanız, size uymazlar; çağırmanız da, susmanız da onlar için birdir
Araf 194
(Kuran) Allah'tan başka taptıklarınız putlar da, sizin gibi yaratıklardır. Eğer doğru sözlü iseniz, onları çağırın da size cevap versinler bakalım
Araf 195
(Kuran) Onların yürüyecek ayakları mı var, yoksa tutacak elleri mi var, ya da görecek gözleri mi var, veya işitecek kulakları mı var? De ki: "Ortaklarınızı çağırın elinizden gelirse bana tuzak kurun, göz açtırmayın
Araf 196
(Kuran) Çünkü benim dostum, Kitap'ı indiren Allah'tır. O, iyileri dost edinir
Araf 197
(Kuran) O'nu bırakıp da taptıklarınız, kendilerine yardım edemezler ki size yardım etsinler
Araf 198
(Kuran) Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler
Araf 199
(Kuran) Sen af yolunu tut, bağışla, uygun olanı emret, bilgisizlere aldırış etme
Araf 2
(Kuran) Sana bir Kitap indirildi. Onunla insanları uyarman ve inananlara öğüt vermen için kalbine bir darlık gelmesin
Araf 20
(Kuran) Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbinizin sizi bu ağaçtan menetmesi melek olmanız veya burada temelli kalmanızı önlemek içindir
Araf 200
(Kuran) Şeytan seni dürtecek olursa Allah'a sığın, doğrusu O işitir ve bilir
Araf 201
(Kuran) Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca, Allah'ı anarlar ve hemen gerçeği görürler
Araf 202
(Kuran) Şeytanın kardeşleri onları azgınlığa sürüklerler ve bundan hiç geri durmazlar
Araf 203
(Kuran) Onlara bir ayet getirmediğin zaman, "Sen bir tane yapsaydın ya" derler. De ki: "Ben ancak Rabbim tarafından bana vahyolunana uyarım. Bu Kitap inanan millete Rabbinizden açık belgeler, yol gösterme ve rahmettir
Araf 204
(Kuran) Kuran okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merhamet olunasınız
Araf 205
(Kuran) Rabbini gönülden ve korkarak içinden hafif bir sesle sabah akşam an, gafillerden olma
Araf 206
(Kuran) [S] Doğrusu Rabbinin katında olanlar, O'na kulluk etmekten büyüklenmezler, O'nu tenzih ederler ve yalnız O'na secde ederler. *
Araf 21
(Kuran) Doğrusu ben size öğüt verenlerdenim diye ikisine yemin etti
Araf 22
(Kuran) Böylece onların yanılmalarını sağladı. Ağaçtan meyve tattıklarında kendilerine ayıp yerleri göründü, cennet yapraklarından oralarına örtmeğe koyuldular. Rableri onlara, "Ben sizi o ağaçtan menetmemiş miydim? Şeytanın size apaçık bir düşman olduğunu söylememiş miydim? diye seslendi
Araf 23
(Kuran) Her ikisi, "Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" dediler
Araf 24
(Kuran) Birbirinize düşman olarak inin, siz yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineksiniz
Araf 25
(Kuran) Orada yaşar, orada ölür ve oradan dirilip çıkarılırsınız dedi.*
Araf 26
(Kuran) Ey İnsanoğulları! Ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle sizi süsleyecek elbiseler gönderdik. Takva örtüsü ise bunlardan daha hayırlıdır. Allah'ın bu ayetleri öğüt almanız içindir
Araf 27
(Kuran) Ey İnsanoğulları! Şeytan, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak ananızı babanızı cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtmasın. Sizin onları görmediğiniz yerlerden o ve taraftarları sizi görürler. Biz şeytanları, inanmayanlara dost kılarız
Araf 28
(Kuran) Onlar bir fenalık yaptıkları zaman, "Babalarımızı bu yolda bulduk, Allah da bize bunu emretti" derler. De ki: "Allah fenalığı emretmez. Bilmediğiniz şeyi Allah'a karşı mı söylüyorsunuz?
Araf 29
(Kuran) De ki: "Rabbim adaleti emretti ; her secde yerinde yüzünüzü O'na doğrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz
Araf 3
(Kuran) Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz
Araf 30
(Kuran) Allah insanlardan bir takımını doğru yola eriştirdi, fakat bir takımı da sapıklığı haketti, çünkü bunlar Allah'ı bırakıp şeytanları dost edinmiş ve kendilerini doğru yolda sanmışlardı
Araf 31
(Kuran) Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.*
Araf 32
(Kuran) Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz
Araf 33
(Kuran) De ki: "Rabbim sadece, açık ve gizli fenalıkları, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır
Araf 34
(Kuran) Her ümmet için belirli bir süre vardır; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de öne geçebilirler
Araf 35
(Kuran) Ey İnsan oğulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldiğinde, kimler onların bildirdiklerine karşı gelmekten sakınır ve gidişini düzeltirse, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir
Araf 36
(Kuran) Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlar, işte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır
Araf 37
(Kuran) Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap'daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" deyince, "Bizi koyup kaçtılar" derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler
Araf 38
(Kuran) Allah, " Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriye beraber ateşe girin" der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, "Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver derler, Allah, "Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz" der
Araf 39
(Kuran) Öncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın" derler. *
Araf 4
(Kuran) Biz nice kasabaları yok etmişizdir; geceleyin veya gündüz uykularında iken baskınımıza uğramışlardır
Araf 40
(Kuran) Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız
Araf 41
(Kuran) Onlar için cehennemden bir yatak ve üstlerine de örtüler vardır. Zalimleri böyle cezalandırırız
Araf 42
(Kuran) İnanan ve yararlı iş işleyenler ki kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz işte cennetlikler onlardır, orada temelli kalacaklardır
Araf 43
(Kuran) Cennette altlarından ırmaklar akarken gönüllerinden kini çıkarıp atarız. "Bizi buraya eriştiren Allah'a hamdolsun. Eğer Allah bizi doğru yola iletmeseydi, biz doğru yolu bulamazdık. And olsun ki Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmiştir" derler. Onlara, "İşlediğinize karşılık işte mirasçısı olduğunuz cennet diye seslenilir
Araf 46
(Kuran) İki taraf arasında bir perde ve burçlar üzerinde her iki tarafı da simalarından tanıyan adamlar vardır; cennetliklere, "Size selam olsun" derler. Bunlar henüz girmeyen fakat cenneti uman kimselerdir
Araf 47
(Kuran) Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler. *
Araf 5
(Kuran) Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, "Gerçekten biz haksızdık" demekten ibaret kalmıştır
Araf 52
(Kuran) And olsun ki Biz onlara bir Kitap getirdik, inanan bir millet için yol gösterici ve rahmet olarak onu bilgiyle uzun uzun açıkladık
Araf 53
(Kuran) Kitap'ın haber verdiği sonuçtan başka bir şey mi bekliyorlar? Sonuç gelip çattığı gün, önceleri onu unutmuş olanlar, "Rabbimizin peygamberleri şüphesiz bize gerçeği getirmişti, şimdi bize şefaat etsin, yahut geriye çevrilsek de işlediklerimizin başka türlüsünü işlesek" derler. Doğrusu kendilerini mahvetmişlerdir, uydurdukları şeyler onları koyup kaçmışlardır.*
Araf 54
(Kuran) Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden, gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah'tır. Bilin ki yaratma da emir de O'nun hakkıdır. Alemlerin Rabbi olan Allah Yüce'dir
Araf 55
(Kuran) Rabbinize gönülden ve gizlice yalvarın. Doğrusu O aşırı gidenleri sevmez
Araf 56
(Kuran) Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyi davrananlara yakındır
Araf 57
(Kuran) Rahmetinin önünde, müjdeci olarak rüzgarları gönderen Allah'tır. Rüzgarlar, yağmur yüklü bulutları taşıdığında, onu ölü bir memlekete gönderir, su indirir ve onunla her türlü ürünü yetiştiririz; ölüleri de bunun gibi diriltip, çırarırız; belki bundan ibret alırsınız
Araf 58
(Kuran) İyi toprak Rabbinin izniyle bitki verir, çorak toprak kavruk bitki çıkarır. Şükredecek millet için böylece ayetleri yerli yerince açıklarız. *
Araf 59
(Kuran) And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur; doğrusu sizin için büyük günün azabından korkuyorum" dedi
Araf 6
(Kuran) And olsun ki, kendilerine peygamber gönderilenlere soracağız, peygamberlere de soracağız
Araf 60
(Kuran) Milletinin ileri gelenleri: " Biz senin apaçık sapıklıkta olduğunu görüyoruz" dediler
Araf 64
(Kuran) Onu yalanladılar; biz de onu ve gemide beraberinde olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları suda boğduk, çünkü onlar kör bir milletti.*
Araf 65
(Kuran) Ad milletine de, kardeşleri Hud'u gönderdik "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" dedi
Araf 66
(Kuran) Milletinin inkarcı ileri gelenleri, "Biz senin beyinsiz olduğunu görüyor ve seni yalancılardan sanıyoruz" dediler
Araf 67
(Kuran) Ey milletim! Ben beyinsiz değil, alemlerin Rabbinin peygamberiyim
Araf 7
(Kuran) And olsun ki, yaptıklarını kendilerine bir bir anlatacağız zira onlardan uzak değildik
Araf 70
(Kuran) Bize yalnız Allah'a kulluk etmemizi, babalarımızın taptıklarını bırakmamızı söylemek için mi geldin? Doğru sözlülerden isen haydi bizi tehdit ettiğin azaba uğrat dediler
Araf 71
(Kuran) Hiç şüphesiz artık Rabbinizin azap ve öfkesini hakettiniz. Allah'ın hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve babalarınızın koyduğu putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim dedi
Araf 72
(Kuran) Biz, rahmetimizle, Hud'u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kökünü kestik. *
Araf 73
(Kuran) Semud milletine de kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah'ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın; ona kütülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız
Araf 74
(Kuran) Allah'ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah'ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi
Araf 75
(Kuran) Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, "Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?" dediler, onlar da, "Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz" dediler
Araf 78
(Kuran) Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler
Araf 79
(Kuran) Salih de onlardan yüz çevirdi ve "Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi
Araf 8
(Kuran) Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtulanlardır
Araf 82
(Kuran) Milletinin cevabı sadece, 'Onları kasabanızdan çıkarın, guya onlar temiz kalmaya uğraşan insanlarmış" demek oldu
Araf 83
(Kuran) Bunun üzerine Lut'u ve taraftarlarını kurtadık; yalnız karısı, geride kalıp helake uğrayanlardan oldu
Araf 84
(Kuran) Geriye kalanların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak! *
Araf 85
(Kuran) Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı gönderdik, Onlara şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını kesik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır
Araf 86
(Kuran) Allah'a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah'ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın
Araf 87
(Kuran) İçinizde mademki benimle gönderilene inanan bir topluluk ve inanmayan bir topluluk var, o halde Allah'ın aramızda hükmünü bildirmesine kadar sabredin. Allah hükmedenlerin en iyisidir
Araf 9
(Kuran) Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları haksızlıklardan ötürü kendilerini mahvetmiş olanlardır
Araf 90
(Kuran) Milletinin inkar eden ileri gelenleri, "Şuayb'ı uyarsanız, and olsun ki siz kaybedersiniz" dediler
Araf 91
(Kuran) Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler
Araf 92
(Kuran) Şuayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar,Şuayb'ı yalanlayanlar oldu
Araf 93
(Kuran) Şuayb onlardan döndü de, "Ey milletim! And olsun ki, Rabbimin sözlerini size bildirdim, öğüt verdim; inkarcı millet için niçin üzüleyim?" dedi. *
Araf 94
(Kuran) Biz hangi kasabaya bir peygamber gönderdikse, ora halkını, yalvarıp yakarsınlar diye, darlık ve sıkıntıya uğratmışızdır
Araf 95
(Kuran) Sonra kötülüğün yerine iyiliği koyduk, öyle ki, çoğalıp, "Babalarımız da darlığa uğramış, bolluğa kavuşmuşlardı" dediler. Bu yüzden onları haberleri olmadan, ansızın yakalayıverdik
Araf 96
(Kuran) Eğer kasabaların halkı inanmış ve Bize karşı gelmekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluklarını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik
Araf 97
(Kuran) Kasabaların halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?
Araf 98
(Kuran) Yahut kasabaların halkı, kuşluk vakti eğlenirlerken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?
Araf 99
(Kuran) Onlar Allah'ın düzeninden güvende miydiler?Allah'ın düzeninden ancak mahvolacak millet güvende olur. Sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olan kimselere hala şu açıkça anlaşılmadı mı ki Biz dileseydik onları da suçlarının cezasına uğratırdık.*
araf
Избранное