Your wife is mad at you.
- Eşiniz size çok kızgın.
I hope Tom's not too mad at me.
- Tom'un bana çok kızgın olmadığını umuyorum.
Tom is likely to be hot.
- Tom muhtemelen kızgın olacak.
I'm never angry without reason.
- Sebep olmadan asla kızgın olmam.
When angry, count ten; when very angry, a hundred.
- Kızgınsan ona kadar; çok kızgınsan yüze kadar say.
The governor of Texas was furious.
- Teksas valisi kızgındı.
Republicans were furious.
- Cumhuriyetçiler çok kızgındı.
Tom seems to be annoyed with himself.
- Tom kendisine kızgın görünüyordu.
Even Tom looked annoyed.
- Tom bile kızgın görünüyordu.
Tom looked indignant.
- Tom kızgın görünüyordu.
When my wife crosses her arms and taps her foot I know she's angry.
- Karım kollarını bağladığında ve ayağını yere vurduğunda, onun kızgın olduğunu biliyorum.
Why does he look black?
- O niçin kızgın görünüyor?
Savages fear the appearance of a fierce wild beast.
- Barbarlar kızgın vahşi bir hayvanın görünüşünden korkuyorlar.
Tom gave me a fierce look.
- Tom bana kızgın bir görüntü verdi.
The moment I saw him, I knew he was angry with me.
- Onu gördüğüm an, bana kızgın olduğunu biliyordum.
Thunder has been explained scientifically, and people no longer believe it is a sign that the gods are angry with them, so thunder, too, is a little less frightening.
- Gök gürültüsü bilimsel olarak açıklanmıştır, ve insanlar onun tanrıların insanlara kızgın olduğunun bir işareti olduğuna artık inanmıyorlar, bu yüzden gök gürültüsü de biraz daha az korkutucudur.
Mary stomped her foot angrily.
- Mary kızgın bir şekilde ayağını yere vurdu.
He looked at her angrily.
- O, kızgın bir şekilde ona baktı.
He reacted furiously.
- O, kızgın bir şekilde tepki verdi.