Ona tesadüfen mi rastladın?
- Hast du ihn zufällig getroffen?
Onunla tesadüfen yolda karşılaştım.
- Ich habe sie zufällig auf der Straße getroffen.
O çalışırken bir kaza yaptı.
- While working, she had an accident.
O çalışırken bir kaza yaptı.
- She had an accident while working.
Ben New York'ta iken, tesadüfen eski arkadaşımla karşılaştım.
- When I was in New York, I happened to meet my old friend.
Tesadüfen arkadaşımın uzakta yürüdüğünü gördüm.
- It happened that I saw my friend walking in the distance.
Bu, rastlantı değildi.
- This was no accident.
Bu keşif tamamen rastlantıydı.
- That discovery was quite accidental.
Kazara Jane ile karşılaştım.
- I met Jane by accident.
Tom kazara USB'sini çöpe attı.
- Tom accidentally threw his thumb drive into the garbage.
Karşılaşmamız oldukça raslantıydı.
- Our meeting was quite accidental.
Onu tanımam tamamen tesadüftü.
- It was pure accident that I came to know her.
Savaş tesadüfen patlak vermedi.
- The war didn't break out by accident.
I met him by happy accident.
- Ich habe ihn durch einen glücklichen Zufall kennen gelernt.
Do you happen to know his name?
- Kennst du nicht zufällig seinen Namen?