yayıl

listen to the pronunciation of yayıl
Турецкий язык - Английский Язык
spread over
encroach on
loll
{f} spread

Heat was spread throughout the room by the electric stove. - Isı odanın her tarafına elektrik sobasıyla yayıldı.

A dreary landscape spread out for miles in all directions. - Kasvetli bir manzara, her yöne millerce yayıldı.

{f} sprawling

Layla lived on a sprawling ranch. - Leyla geniş bir alana yayılan bir çiftlikte yaşıyordu.

become suffused
deploying
sprawl

Layla lived on a sprawling ranch. - Leyla geniş bir alana yayılan bir çiftlikte yaşıyordu.

Urban sprawl is environmentally damaging. - Kentsel yayılım çevresel olarak zarar verir.

yay
spring
yay
bow

The Indians fought with bows and arrows. - Kızılderililer yaylarla ve oklarla savaştılar.

Koyomi bought a bow and arrows. - Koyomi bir yay ve oklar satın aldı.

yay
longbow
yay
string

A violin is a stringed instrument. - Keman, yaylı bir enstrümandır.

Tom often thinks of Mary when he hears a string quartet. - Tom yaylı sazlar dörtlüsü duyduğunda sık sık Mary'yi düşünür.

yay
(Bilgisayar) expand

The fire, which has been raging for over a week in eastern California, continues to expand. - Bir haftadır kırıp geçiren Doğu Kaliforniya'daki yangın, yayılmaya devam ediyor.

yay
(Bilgisayar) stretch
yay
disseminate

That organization disseminates a lot of information, none of which can be trusted. - O örgüt hiçbiri güvenilir olamayacak kadar çok bilgiyi yaymaktadır.

yay
release

I cannot release that information. It is private. - O bilgiyi yayınlayamam. O özel.

In 1998, Dan Brown released Digital Fortress. Five years later he completed another best seller, The Da Vinci Code. - Dan Brown 1998 yılında Dijital Kaleyi yayınlandı. O, beş yıl sonra başka bir best seller Da Vinci Şifresini tamamlandı.

yay
{f} spreading

Tom was guilty of spreading lies about Mary. - Tom Mary hakkında yalanları yaymakla suçluydu.

The rain kept the fire from spreading. - Yağmur yangının yayılmasını engelledi.

yay
volute spring
yay
{f} disseminated
yay
spread

A dreary landscape spread out for miles in all directions. - Kasvetli bir manzara, her yöne millerce yayıldı.

Heat was spread throughout the room by the electric stove. - Isı odanın her tarafına elektrik sobasıyla yayıldı.

Yay
Sagittarius
Yay
astrology Sagittarius, the Archer
Yay
Archer
yay
coil spring
yay
coil
yay
arc

The arc of the moral universe is long, but it bends toward justice. - Ahlaki evrenin yayı uzun, ancak adalete doğru eğilir.

yay
spring; string
yay
arch
yay
bow; arch; spring; arc
yay
emit

Planets don't emit light by themselves. - Gezegenler kendiliğinden ışık yaymazlar.

Even the best cars emit carbon dioxide - En iyi arabalar bile karbon dioksit yayar.

Английский Язык - Английский Язык

Определение yayıl в Английский Язык Английский Язык словарь

yay
An expression of happiness

Yay! I have finally finished my work!.

yay
so, this (accompanied by a hand gesture)
yay
a branch of the Tai languages
yay
Used as an exclamation of pleasure, approval, elation, or victory
yay
yes
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение yayıl в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Yay
zemberek
Yay
(Osmanlı Dönemi) HINYE
Yay
(Osmanlı Dönemi) KAVS
Yay
(Osmanlı Dönemi) ŞESİB
Yay
keman
Yay
Zodyak üzerinde, Akrep ile Oğlak arasında bulunan burç
yay
Keman, viyolonsel gibi çalgılarda, titreşim yoluyla ses çıkarmaya yarayan parça
yay
Zenberek
yay
Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç: "Karınları hallaç yayından kopup fırlamış gibi beyaz."- R. H. Karay
yay
Çeşitli amaçlarla ve çeşitli biçimlerde yapılan esnek makine bölümleri
yay
Hallacın pamuk veya yünü atmak için tokmak yardımıyla kullandığı araç
yay
Bir eğriden alınan parça
yay
Zodyak üzerinde Akrep ile Oğlak arasında bulunan burcun adı
yay
Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk. Çeşitli amaçlarla ve çeşitli biçimlerde yapılan esnek makine bölümleri
yay
Ok atmaya yarayan, iki ucu arasına kiriş gerilmiş, eğri ağaç veya metal çubuk
yay
Bir eğriden alınan parça(geo.)
yay
Kayseri ilinde, bir çok kuş türünü barındıran bir göl
yay
Yaz mevsimi
Английский Язык - Турецкий язык

Определение yayıl в Английский Язык Турецкий язык словарь

yay
bu kadar
yay
oleyy! yaşasın! sevinç belirtisi
yayıl
Избранное