yarmak

listen to the pronunciation of yarmak
Турецкий язык - Английский Язык
split
to split; to split (something) in two; to split (something) down the middle; to cleave, rend; to slit
maul
sever
rend
incise
rift
chop
disrupt
flaw
slash
tear
(uzun) splinter
to split, to rend, to cleave, to hew, to chop
hew
rip
wedge off
breach
plow
slit
plough
(et) crimp
cleave
gap
lance
fracture
cleft
clove
(Askeri) penetrate
hack
break
fissure
knap
yarma
{i} splitting
yarmak, ayirmak
split, separate
yar
lover
yarma
incision
yar
{i} love

I'd love to help you out, but I'm terribly busy. - Sana yardım etmek isterim ama çok fazla meşgulüm.

I love to help others. - Başkalarına yardım etmeyi severim.

yarma
cut
yarma
engraving
yarma
(Mekanik) slitting
yar
{f} rived
yar
{f} riven
yar
rive

The river is fifty yards across. - Nehir karşıdan karşıya elli yardadır.

We'll go wash ourselves in the river tomorrow. - Yarın nehirde yıkanmaya gideceğiz.

yar
cleave
yar
{f} slit
yarma
fission
yarma
cleavage
yarma
chopping
kafa yarmak
brain
karnını yarmak
rip up
yar
cloven
yar
clove

Is eating a clove of garlic every day beneficial to your health? - Her gün bir diş sarımsak yemek sağlığınız için yararlı mıdır?

yar
recourse

His last recourse will be to go to his father for help. - Onun son başvurusu yardım için babasına gitmek olacak.

yar
Split
yarma
riving
yarma
freestone
ablukayı yarmak
to run the blockade
ablukayı yarmak
run the blockade
başını gözünü yarmak
a) to make a mess of b) (dil) to murder
ince ince yarmak
(kösele) skive
kafa göz yarmak
to be awkward and unskillful
kama ile yarmak
wedge
kılı kırk yarmak
to split hairs
kılı kırk yarmak
niggle
kılı kırk yarmak
quibble
kılı kırk yarmak
refine
kılı kırk yarmak
split
kılı kırk yarmak
wiredraw
neşterle çıbanı yarmak
lance a boil
odun yarmak
to split a log or a big piece of wood
odun yarmak
chop wood
yar
incise
yar
{i} Cliff
yar
{i} precipice
yar
{f} breach
yar
{i} scarp
yar
precipice, cliff
yarma
coarsely ground (wheat, barley, etc.)
yarma
split

Let's not split hairs. - Kılı kırk yarmayalım.

I think it's time for me to split some more firewood. - Sanırım biraz daha odun yarmamın zamanıdır.

yarma
cut (as a passage cut in a ridge for a roadway)
yarma
coarsely ground wheat, barley, etc
yarma
(Askeriye) breakthrough
yarma
scission
yarma
big, uncouth person
yarma
splitting, cleaving, or slitting (something)
yarma
chop
yarma
splitting; breakthrough; split
yarma
split (wood, logs, rails)
yarma
fissure
yâr
helper
yâr
beloved, love; lover
yâr
lover; friend
yâr
friend
Английский Язык - Английский Язык

Определение yarmak в Английский Язык Английский Язык словарь

yar
Quick and agile; easy to hand, reef and steer

to make a ship best weighed, or yarest in her going.

yar
Yemen Arab Republic [Yemen (Sanaa) or North Yemen]; used for information dated before 22 May 1990 or CY91
yar
Youth at Risk
yar
A nautical exclamation used by sailors or pirates to express anger, dismay or approval
yar
No real translation, just used at the end of a verb to make it a command Not meant to be used when speaking to superiors Examples
yar
Yard and silvviculture materials including bark, woodchips, leaves, grass clippings, brush, small tree limbs, and stumps
yar
Especially of a sailboat, of a vessel which is quick, and agile. Of one which is easy to hand, reef and steer
Турецкий язык - Турецкий язык
Ortasından, içinden geçmek: "Vapurun yardığı sular, iki yanından güya neşelerinden köpüre köpüre Üsküdar'a gidişler, daima eğlenceliydi."- A. Ş. Hisar
Derin yara açmak: "Aralarına girmemiş olsaydı boğaz boğaza dövüşecekler, birbirlerinin başını gözünü yaracaklardı."- R. N. Güntekin
Buğday, arpa gibi tahıl tanelerini değirmende kırmak
Uzunlamasına bölüp ayırmak
Yarık açmak
Derin yara açmak
Ortasından, içinden geçmek
dilmek
(Osmanlı Dönemi) TASDİ'
(Osmanlı Dönemi) HAR'
(Osmanlı Dönemi) FAZC
(Osmanlı Dönemi) ŞEKK
(Osmanlı Dönemi) FAT'E
(Osmanlı Dönemi) TEŞRİM
(Osmanlı Dönemi) KAHZ
(Osmanlı Dönemi) ŞARK
(Osmanlı Dönemi) SELG
(Osmanlı Dönemi) SEL'A
(Osmanlı Dönemi) İFRA'
(Osmanlı Dönemi) SEMG
(Osmanlı Dönemi) ŞERŞERE
(Osmanlı Dönemi) TESLİ'
(Osmanlı Dönemi) ABT
(Osmanlı Dönemi) MAKK
(Osmanlı Dönemi) FETUR
(Osmanlı Dönemi) BECC
(Osmanlı Dönemi) HARR
(Osmanlı Dönemi) TEFLİK
(Osmanlı Dönemi) ŞAAB
(Osmanlı Dönemi) FEZR
(Osmanlı Dönemi) HARB
(Osmanlı Dönemi) HERD
(Osmanlı Dönemi) FARS
(Osmanlı Dönemi) TEFKIYE
(Osmanlı Dönemi) FEL'
(Osmanlı Dönemi) ŞATBE
(Osmanlı Dönemi) AZK
(Osmanlı Dönemi) SAVH
(Osmanlı Dönemi) ŞERM
(Osmanlı Dönemi) HARBAK
(Osmanlı Dönemi) TEFCİR
açmak
(Osmanlı Dönemi) FAZH
(Osmanlı Dönemi) FATR
yarma
Engebeli bir yerde, bir yolu geçirmek için açılmış yer
yarma
Kolay yarılan ve çekirdeğinden ayrılan
yarma
(Gıda) Yarma, kaynatılmış ve kurutulmuş buğdayın dibeklerde dövülerek kabuğunun ayırt edilmesi sonucunda ortaya çıkan ürün. Anadolu'da keşkek yapımında kullanılır. Kışlık yiyecektir
yarma
İri, gelişigüzel kırılmış (tahıl)
Yarma
(Osmanlı Dönemi) TERKİM
YÂR
(Osmanlı Dönemi) f. Dost, ahbab, tanıdık
YÂR
(Osmanlı Dönemi) Yardımcı
YÂR
(Osmanlı Dönemi) Âşık. Mâşuk, sevgili
yar
Sel sularının toprağı aşındırmasıyla meydana gelen yer yarığı, uçurum
yar
Yarık, çatlak
yar
Deniz, göl, ırmak gibi su kıyılarında veya karada dik yer, uçurum: "Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur."- Atasözü
yar
Uçurum
yarma
Buğday kırığı
yarma
Yarmak işi
yarma
Ortadan kolayca yarılan ve çekirdeğinden ayrılabilen meyve
yarma
iri taneli tahıl
yarma
Engebeli bir yerde, herhangi bir yolu geçirmek için açılmış yer
yarma
Gelişigüzel kırılmış buğdaydan yapılan bir tür çorba
yarmak
Избранное