yandan

listen to the pronunciation of yandan
Турецкий язык - Английский Язык
sideways
sideward
sidewise
laterally
sidewards
flanking
lateral
obliquely
edgewise
(Tıp, İlaç) mediolateral
on the hand
sidelong
yan
side

We walked along side by side. - Biz yan yana yürüdük.

I took sides with them in the argument. - Ben, bu tartışmada onların yanında yer aldım.

yandan aşınma
lateral erosion
yandan boşaltma
lateral discharge
yandan boşaltmalı kepçe
side dump bucket
yandan darbe
sideswipe
yandan fırlama
slang scoundrel, bastard, SOB
yandan gelen ışık
sidelight
yandan görünüş
side view
yandan görünüş
profile
yandan sideways
from one side; obliquely; in profile
yandan supap
side valve
yandan vurmak
sideswipe
yandan vuruş yapmak
(kriket) chop
yandan çarklı
1. side-wheel (steamer). 2. slang slow-going, poky (vehicle). 3. slang (glass of tea) served with lumps/a lump of sugar in the saucer beside it. 4. slang (someone) who walks with one shoulder sloped downward. 5. slang (someone) who swings his arms vigorously as he walks
yandan çarklı gemi
paddle boat
yandan çarklı gemi
paddle steamer
yandan çarpma
sideswipe
yandan çarpmak
sideswipe
yan
lateral
yan
{s} collateral
yan
side; direction; place; auxiliary, subsidiary; askew, sidelong
yan
place

So ultimately, with Tatoeba we are only building the foundations… to make the Web a better place for language learning. - Yani sonuçta, Web'i dil öğrenmede daha iyi bir yer yapmak için biz Tatoeba ile sadece temelleri inşa ediyoruz.

The wrong time, the wrong place. - Yanlış zamanda, yanlış yerde.

yan
(Biyokimya) para

This paragraph is well written, but there is a mistake in the last sentence. - Bu paragraf iyi yazılmış ama son cümlede bir yanlışlık var.

yan
sidewise
yan
(Biyokimya) neighbouring
yan
party

A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th. - Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.

Who was at the party beside Jack and Mary? - Partide Jack ve Mary'nin yanındaki kimdi?

yan
direction

We hurried in the direction of the fire. - Yangın istikametinde koşturduk.

The army was advancing in the wrong direction. - Ordu yanlış yönde ilerliyordu.

yan
auxiliary
yan
subsidiary
yan
{f} glowing
yan
laterality
yan
sideways

He edged sideways through the crowd. - O, kalabalığa yanlamasına sokuldu.

Tom looked sideways at Mary. - Tom yanlamasına Mary'ye baktı.

yan
cockeyed
yan
skew
yan
part

A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th. - Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.

What is the hard part of learning Japanese? - Japonca öğrenmenin zor yanı nedir?

yan
flank
yan
awry
yan
{f} glow
yan
wall

Tom was leaning against the wall near the door. - Tom kapının yanındaki duvara dayanıyordu.

I was robbed of my wallet by the man sitting next to me. - Yanımda oturan adam tarafından cüzdanım soyuldu.

bir yandan
hand

He is clever, but on the other hand he often makes careless mistakes. - Zeki ama bir yandan da sık sık dikkatsizce hatalar yapıyor.

On the one hand, the place is cheap. On the other hand, it's too hot. - Bir yandan, yer ucuz. Öte yandan, çok sıcak.

diğer yandan, öte yandan
other hand, on the other hand
yan
burned

Both buildings burned down. - Her iki bina da yandı.

The fire burned up brightly. - Ateş parlak bir şekilde yandı.

yan
by side

We walked along side by side. - Biz yan yana yürüdük.

The old couple sat side by side. - Yaşlı çift yan yana oturuyordu.

yan
(Biyokimya) neighbour

I'll leave a key with my next-door neighbour in case you get here before I do. - Buraya gelmeden önce buraya gelme ihtimaline karşı, yanımdaki kapı komşuma bir anahtar bırakacağım.

Last night there was a big fire in the neighbourhood. - Dün gece mahallede büyük bir yangın vardı.

öbür yandan
the other hand
dört bir yandan
from all quarters
yan
{s} parietal
yan
in comparison with, alongside of: Hüsnü, Zühtü'nün yanında bir sıfırdır. Hüsnü's nothing compared to Zühtü
yan
flanking
yan
neighborhood, vicinity, diggings: O yanlarda oturuyor. He lives in that area
yan
ancillary
yan
subordinate

The sentence has got too long again. Then just take out a few of the subordinate clauses. - Cümle tekrar uzun sürdü. O zaman birkaç yan cümleyi çokarın.

According to some experts the spoken language uses few subordinate clauses. - Bazı uzmanlara göre, konuşulan dil çok az sayıda yan cümleler kullanır.

yan
part (of one's body): Her yanım ağrıyor. I ache all over
yan
secondary
yan
by
yan
sidelong
yan
bye
yan
aspect, side (of a matter)
yan
sideward
yan
asquint
yan
with; alongside, alongside of: Yanına hiç para alma! Don't take any money with you! Yanımda çalışıyor. He works alongside me
yan
lateral, side, located at or towards a side
yan
direction (line or course extending away from a given point)
yan
aslant
yan
astray
yan
(a) side
yan
rakish
yüzün yandan görünüşü
side face
yüzün yandan görünüşü
profile
öte yandan
at the same time, on the other hand
öte yandan
at the same time
Английский Язык - Английский Язык

Определение yandan в Английский Язык Английский Язык словарь

yan
one in common dialect (from Cumbrian sheep counting)
yan
one in common dialect
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение yandan в Турецкий язык Турецкий язык словарь

yandan çarklı
Her iki yanında birer çarkı bulunan ve bu çarklarla ağır hareket eden vapur
yandan çarklı
Şekeri yanına koymuş olan kahve veya çay
YAN
(Osmanlı Dönemi) f. Hastanın sayıklaması
Yan
nezt
Yan
kenar
Yan
(Osmanlı Dönemi) HİZVE
bir yandan
Bir taraftan, hem ... hem
yan
Tali
yan
Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü: "Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı."- M. Ş. Esendal
yan
Yer
yan
Bedenin bir bölümü
yan
Birlikte, beraberinde olma
yan
Üst
yan
Ciltlenecek bir kitabın başına ve sonuna yerleştirilen beyaz ya da renkli kağıda verilen ad
yan
Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf
yan
İkinci derece olan
yan
Bedenin bir bölümü. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan
yan
Bir yana yönelerek
yan
Ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
yan
Yön, sağ ve solun ortak adı, taraf: "Yaşlı garson yanımıza geldi."- Y. K. Karaosmanoğlu
yan
Tali: "Siyasi partiler kadın kolu, gençlik kolu ve benzeri şekilde ayrıcalık yaratan yan kuruluşlar meydana getiremezler."- Anayasa
yan
Üstte, altta, arkada veya önde olmayan
yan
Birlikte, beraberinde olma: "Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler."- N. Cumalı
yan
Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri
yan
Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri
yan
Hastanın sayıklaması
yan
İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri
öte yandan
Diğer taraftan, başka bir yönden, karşılık olarak
yandan
Избранное