O beni kolayca kaldırdığı için şaşırdım.
- I was surprised because he lifted me up with ease.
Bunu kolayca yapabilirsin.
- You can do this with ease.
İşi kolaylıkla yaptı.
- She did the job with ease.
O kolaylıkla yarışı kazandı.
- He won the race with ease.
O, hatalarını kolayca kabul edecek bir adam değildir.
- He is not a man to admit his mistakes easily.
Askerler isyanı kolayca bastırdı.
- The troops easily put down the rebellion.
Yarına kadar rahatça bekleyebilirim.
- I can easily wait till tomorrow.
Onlar kolaylıkla parçalamadı.
- They did not break apart easily.
Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.
- She managed to get what she desired easily.
... And the relative ease with which television ...
... and that's a decision that is ease their financial stress and boosted their ...