Onlar her zamanki gibi geç kaldılar.
- They're late, as usual.
Her zamanki gibi, fizik öğretmeni, sınıfa geç kalmıştı.
- As usual, the physics teacher was late for class.
Hiç söylemeye gerek yok, her zaman olduğu gibi Judy geç geldi.
- Needless to say, Judy came late as usual.
Her zaman olduğu gibi geç kaldılar.
- They're late, as usual.
Mary, her zamanki gibi, eşsizdir!
- Mary, as always, is inimitable!
O, her zamanki gibi geç kalmıştı.
- He was late, as always.
He is as healthy as ever.
- Er ist wie immer wohl auf.
That actress is as beautiful as ever.
- Diese Schauspielerin ist schön wie immer.