O tek-taraflı bir aşk ilişkisiydi.
- It was a one-sided love affair.
Dış ilişkiler hakkında çok şey bilir.
- He knows a lot about foreign affairs.
Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı.
- It was a very passionate love affair.
İşlerine karışmaya niyetim yok.
- I have no intention of meddling in your affairs.
Onun bu işle ile hiçbir bağlantısı yoktur.
- He has no connection with this affair.
Vali meselesinin kesintisiz görüntüleri internette ortaya çıktı.
- Uncut footage of the governor's affair has surfaced on the Internet.
Onun mesele ile ilgisi olmadığını anlıyor musun?
- Do you think she has nothing to do with the affair?
Çok ihtiraslı bir aşk macerasıydı.
- It was a very passionate love affair.
Onlar olayı araştıracak.
- They are going to investigate the affair.
O, olaya karıştığını inkar etti.
- He denied having been involved in the affair.
İş hakkında konuşmak ister misin?
- Do you want to talk about the affair?
Konu bana birçok uykusuz gecelere mal oldu.
- The affair cost me many sleepless nights.
Dış ilişkiler hakkında çok şey bilir.
- He knows a lot about foreign affairs.
Aşk ilişkisi hakkında bana güvendi.
- He confided in me about his love affair.
Sami'nin online bir aşk ilişkisi vardı.
- Sami had a love affair online.
He used a hook-shaped affair with a long handle to unlock the car.
a difficult affair to manage.
an affair of love, i. e., an intrigue.
Tow and Jane had a long and complex affair but they never got married.