to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc

listen to the pronunciation of to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc
Английский Язык - Турецкий язык

Определение to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc в Английский Язык Турецкий язык словарь

live
yaşamak

Yaşamak için yemelisin.Yemek için yaşamamalısın. - You must eat to live. You must not live to eat.

Tom şehirde yaşamak için yeterli para kazanıyor mu? - Does Tom earn enough money to live in the city?

live
live and learn yaşadıkça ögrenmek
live
{s} güncel
live
{f} on ile geçinmek
live
radyo

Dan radyoda canlı çaldı. - Dan played live on the radio.

live
cereyanlı (tel/ray vb)
live
akımlı
live
(Televizyon) canlı yayın

Bizi izlemeye devam edin. Canlı yayınımız kısa süre içinde geri dönecek. - Stay tuned. Our live stream will return shortly.

Sarhoş bir TV sunucusu, canlı yayın esnasında istifra etti. - A drunk TV presenter vomited during a live broadcast.

live
(yayın) naklen
live
canlı

Büyükbabam 90 yaşında ve çok canlı. - My grandfather is 90 years old and very lively.

Kedi canlı bir fare ile oynuyordu. - The cat was playing with a live mouse.

live
cereyanlı
live
diri
live
canlı (yayın)
live
çıngıyla yüklü
live
gereksinimlerini karşılamak
live
hayatta olmak
live
{s} patlamamış (bomba)
live
eğleşmek
live
ömür sürmek
Английский Язык - Английский Язык
live
to outlast danger; to float; said of a ship, boat, etc

    Расстановка переносов

    to out·last danger; to float; said of a ship, boat, etc

    Произношение

    Слово дня

    acumen
Избранное