so much

listen to the pronunciation of so much
Английский Язык - Турецкий язык
çok

Tom'un zebralarla ilgili çok şey bildiğine dair bir fikrim yoktu. - I had no idea that Tom knew so much about zebras.

Sizi çok güldürecek ne oldu? - What happened to make you laugh so much?

o kadar

O kadar çok televizyon izlemeseydi, çalışmak için daha fazla zamanı olurdu. - If he did not watch so much television, he would have more time for study.

O kadar çok sigara içmesen iyi olur. - You had better not smoke so much.

o kadar çok

O kadar çok sigara içmemeni tercih ederim. - I'd rather you didn't smoke so much.

Nasıl oluyor da Japon tarihi hakkında o kadar çok şey biliyorsun? - How come you know so much about Japanese history?

bu kadar

Keşke bu kadar çok sigara içmesen. - I wish you wouldn't smoke so much.

Kuniko hayatında daha önce hiç bu kadar çok içmedi. - Kuniko has never drunk so much before in her life.

all
{i} hepsi

Hepsi bununla tamamlandı. - All is completed with this.

Kılıç çekenlerin hepsi kılıçla ölecek. - All those who take up the sword shall perish by the sword.

all
{i} her şey

Parlayan her şey altın değildir. - All that glitters is not gold.

Yapmanız gereken her şey bu evrakı imzalamaktır. - All you have to do is sign this paper.

so much as
ne kadar çok olursa
all
her biri

Ben dünyadaki tüm kuşların efendisiyim ve sadece düdüğüme üflemek zorundayım ve her biri bana gelecektir. - I am master of all the birds in the world, and have only to blow my whistle and every one will come to me.

Her biri için bir dizüstü bilgisayar yerine bütün konularım için üç halkalı klasör kullanırım. - I use a three-ring binder for all my subjects instead of a notebook for each one.

all
tamamen

Tom tamamen bitkindi. - Tom was all worn out.

Bütün gün boyunca çiftlikte çalıştığı için, o tamamen yorgundu. - Having worked on the farm all day long, he was completely tired out.

all
her iki taraf
all
bütün

Eğer yarın yağmur yağarsa, bütün gün evde kalacağım. - If it rains tomorrow, I will stay at home all day.

Para bütün kötülüğün köküdür. - Money is the root of all evil.

so much for
-in sonu
so much of
çok ve
so much so
o kadar ki
all
{s} özbeöz

O özbeöz Amerikalı bir adamla evlenmek istedi. - She wanted to marry an all-American man.

all
all night bütün gece
all
büsbütün

Tom büsbütün o kadar kötü olamaz. - Tom can't be all that bad.

all
tümü

O tümüyle siyah giyindi. - She was dressed all in black.

Sıcak suyun tümünü kullanma. - Don't use all the hot water.

all
alayı
all
{s} tüm

Ben uyandığımda, diğer tüm yolcular inmişti. - When I woke up, all other passengers had gotten off.

Diğer tüm diller Uygurca'dan daha kolaydır. - All the other languages are easier than Uighur.

all
{s} bütün, tüm; hepsi: All roses have thorns. Bütün güller dikenlidir. He worked all day. Bütün gün çalıştı
all
tümü, tümünü
all
{s} her

Bill her zaman dürüsttür. - Bill is honest all the time.

Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için Aça tıklatın. Programdan çıkmak için Çıkışı tıklatın. Resim Düzeni özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır. - Open an image and select an image layout. Click Open for opening an image. Click Quit for quitting the program. Image Layout feature allows you to view in any layout.

all
all his life butun ömrünce
all
all fours dört ayak
all
diğe

Ben senin yaşındayken, Virgil ve diğerlerinin hepsini ezbere bilirdim. - When I was your age, I knew Virgil and all the others by heart.

Futbol takımımız kasabadaki diğer takımların tümünü yendi. - Our soccer team beat all the other teams in the town.

so much for
-e bakın
Английский Язык - Английский Язык
A particular amount, often a large or excessive amount

There is only so much you can remember.

A demonstrated amount

So much, he replied, sprinkling a small pile of the powder on the table.

To a certain degree or extent

Identical twins are so much alike, it is difficult to identify them.

Great in quantity, degree etc

There has been so much snow, I can't open the door.

very, extremely; to such an extent; to a great degree
of so extreme a degree or extent; "such weeping"; "so much weeping"; "such a help"; "such grief"; "never dreamed of such beauty"
all

Don't want to go? All the better since I lost the tickets.

so much as
Even; suggests a minimum, especially regarding what might be expected

Without so much as asking, he walked into the office and started digging through their files.

so much for
An expression of disregard, or resignation; something said upon giving up, quitting, or disposing of something

Well, I guess it'll never work. So much for that idea.

so much for
(deyim) Enough has been said or done about. Used to point out that you have finished with one thing or are going to take up something else

I have nothing more to say to you, Tommy, and so much for that, Mary said angrily.

so much as
Used as an intensive to indicate something unexpected; even: He wouldn't so much as look at me
so much so
to the extent that -, to the point that -
so much

    Турецкое произношение

    sō mʌç

    Произношение

    /ˈsō ˈməʧ/ /ˈsoʊ ˈmʌʧ/

    Этимология

    [ 'sO, esp before adj or adv ] (adverb.) before 12th century. Middle English, from Old English swA; akin to Old High German sO so, Latin sic so, thus, si if, Greek hOs so, thus, Latin suus one's own; more at SUICIDE.

    Общие Словосочетания

    so much so, so much as, so much that, so much for, so much time

    Видео

    ... much ...
    ... applications that are much more delightful for users. ...

    Слово дня

    truckle
Избранное