Nakido bir dosya paylaşım platformudur.
- Nakido is a file sharing platform.
Paylaşımınız için teşekkür ederim.
- Thank you for sharing!
Ben benim masamı paylaşmayı kafama takmam.
- I don't mind sharing my table.
Tom'la bir odayı paylaşmayı umursamıyorum.
- I don't mind sharing a room with Tom.
Biz işini paylaşıyoruz.
- We're sharing your work.
Nakido bir dosya paylaşım platformudur.
- Nakido is a file sharing platform.
Almanya, Fransa ile bir sınır paylaşmaktadır.
- Germany shares a border with France.
Şimdilik, bu odayı arkadaşım ile paylaşmak zorundayım.
- For the time being, I must share this room with my friend.
Bu şirketlerin hisseleri halka satıldı.
- Shares of these companies were sold to the public.
O, hisselerini çok iyi bir karla sattı.
- He sold his shares with a very good profit.
Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.
- Dorenda really is a nice girl. She shares her cookies with me.
Odayı kız kardeşimle paylaşıyorum.
- I share the room with my sister.
Bu şehrin kamusal bisiklet paylaşım programı vardır.
- This city has a public bike share program.
Hisse senedi fiyatları bu son ay dengesizdi.
- Share prices have been erratic this last month.
Tom ve Mary Boston'daki hayatları hakkındaki hikayeleri paylaştı.
- Tom and Mary shared stories about their life in Boston.
Daha çok şeyler hakkında aynı hisleri paylaşıyor gibi göründüğümüzden onunla anlaşmaya vardım.
- I got together with her mainly because we seemed to share the same feelings about things.
Bizim sorunlarımız ortaklık ile ele alınmalıdır; ilerleme paylaşılmalıdır.
- Our problems must be dealt with through partnership; progress must be shared.
Bütün Amerikalılar Wilson'un görüşünü paylaşmadı.
- Not all Americans shared Wilson's opinion.
Karı paylaşmada anlaşalım.
- Let's agree to share in the profits.
Kar payını talep etti.
- He claimed his share of the profits.
Tom'un kar payı vardı.
- Tom had a share in the profits.
Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.
- Dorenda really is a nice girl. She shares her cookies with me.
Odayı kız kardeşimle paylaşıyorum.
- I share the room with my sister.
In particular the power sharing and consensus mechanisms enshrined in the process have been designed to ensure that the politicians engage in a continuous balancing process . . .
They share a language.
Upload media from the browser or directly to the file share.
... as sharing ...
... all all social classes sharing ...