sür

listen to the pronunciation of sür
Турецкий язык - Английский Язык
{f} exile

He was exiled from his country. - O, ülkesinden sürgün edildi.

Napoleon was exiled to St. Helena. - Napolyon, St. Helena'ya sürüldü.

{f} smeared
{f} tilled
{f} last

The rain lasted a week. - Yağmur bir hafta sürdü.

The speech lasted thirty minutes. - Konuşma otuz dakika sürdü.

impel
{f} drive

Do you know how to drive? - Nasıl araba süreceğini biliyor musun?

You'll be able to drive a car in a few days. - Birkaç gün içinde araba sürebileceksin.

{f} drove

Tom thought he could reach the airport on time if he drove a little over the speed limit. - Tom birazcık hız limitinin üzerinde sürerse vaktinde havaalanına yetişebileceğini düşündü.

He drove the truck to Dallas. - O, kamyonu Dallas'a sürdü.

{f} lasting

The war lasting for years impoverished the country. - Yıllar süren savaş ülkeyi fakirleştirdi.

driven

Have you ever driven a sports car? - Hiç spor araba sürdün mü?

You'd better not have driven my car. - Keşke arabamı sürmeseydin.

deport

Neither Tom nor Mary has been deported. - Ne Tom ne de Mary sürgün edildi.

banish

We banished him from the country. - Biz onu ülkeden sürdük.

Napoleon was banished to Elba in 1814. - Napolyon 1814'te Elba adasına sürgün edildi.

deported

Neither Tom nor Mary has been deported. - Ne Tom ne de Mary sürgün edildi.

{f} smear
expatriate
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) missed your chance, it's too late to do anything now
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) it is too late to do anything about that, so let's think about doing something else
geçti Bor'un pazarı sür eşeğini Niğde'ye
(deyim) too little too late
sür
Избранное