o zamanlar

listen to the pronunciation of o zamanlar
Турецкий язык - Английский Язык
then

Art was then at its best. - O zamanlar sanat zirvedeydi.

Back then, all the calculations were done by hand. - O zamanlar, tüm hesaplamalar elle yapıldı.

those days

In those days, sugar was less valuable than salt. - O zamanlar, şeker tuzdan daha az değerliydi.

There were not many women doctors in those days. - O zamanlar çok kadın doktor yoktu.

o zaman
then

It's supposed to rain tomorrow night, so let's leave our umbrellas until then. - Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım.

Since then, a great deal of change has occurred in Japan. - O zamandan beri, Japonya'da büyük bir değişim oldu.

o zaman
at the time

I was off duty at the time. - Ben o zaman görevde değildim.

Tom claims he was drunk at the time. - Tom o zaman sarhoş olduğunu iddia ediyor.

o zaman
when then
O zaman
that time

If only you had told me the whole story at that time! - Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın!

By that time I'll have already left. - O zamana kadar çoktan ayrılmış olacağım.

O zaman
that the time
o zaman
in that case
o zaman
then of
o zaman
at that time

If only you had told me the whole story at that time! - Keşke o zaman bütün hikayeyi bana anlatsaydın!

Few roads existed in North America at that time. - O zaman Kuzey Amerika'da birkaç tane yol vardı.

o zaman
at that case
o zaman
by then

I'll be back by then. - O zamana kadar döneceğim.

Tom may be back by then. - Tom o zamana kadar geri dönebilir.

o zaman
thereat