kibarlık

listen to the pronunciation of kibarlık
Турецкий язык - Английский Язык
kindness
courtesy
polish
chivalry
smartness
urbaneness
gentility
mannerliness
grandeur
nobleness
urbanity
comity
refinement
niceness
breeding, refinement
refinement, courtesy, chivalry, civility
kid glove
civility
polite word or action. (üstünden, paçalarından)
cultivate
nobility
mildness
politeness
gallantry
gentleness
courtliness
chilvary
polite

It's polite to say itadakimasu before eating one's meal. - Biri yemeğini yemeden önce afiyet olsun demek kibarlıktır.

It is polite of you to write me back at once. - Senin bana hemen yanıt yazman kibarlık.

kibar
kind

I like him not because he is kind but because he is honest. - Onu kibar olduğu için değil ama onurlu olduğu için seviyorum.

He is being kind today. - O bugün kibarlaşıyor.

kibar
{s} courteous

Be courteous and respectful. - Kibar ve saygılı olun.

kibar
{s} polite

She is by no means polite. - O hiçbir şekilde kibar değil.

It is not polite to interrupt someone while he is talking. - Konuşurken birinin sözünü kesmek kibarlık değildir.

kibar
{s} gentle

The gentle-looking old man got up and gave his hand to me. - Kibar görünüşlü yaşlı adam kalktı ve elini bana verdi.

Mary is very gentle with her baby sister. - Mary bebek kız kardeşine karşı çok kibardır.

kibarlık akmak
to be overly refined, be pretentiously polite
kibarlık budalası overly/pretentiously polite
person; unrefined person who tries to act refined
kibarlık düşkünü
overly polite, stuffily polite
kibarlık etmek
to do a polite thing, behave politely
kibarlık taslamak
put on style
kibarlık taslamak
to pretend to be refined
kibarlık taslayan
shoddy
kibar
attentive
kibar
elegant

The Browns are an elegant and happy family. - Brownlar kibar ve mutlu bir ailedir.

kibar
{s} urbane
kibar
mild
kibar
genteel
kibar
hooly
kibar
friendly
kibar
courtly
kibar
wellbred
kibar
kid-glove
kibar
well-disposed
kibar
gentil
kibar
debonair
kibar
noble
kibar
easy-going
kibar
decorous
kibar
civil

I will write him a civil answer. - Ona kibar bir cevap yazacağım.

kibar
nice

He is very nice. He never speaks ill of others. - O çok kibardır. Başkalarının hakkında asla kötü konuşmaz.

I don't remember Tom being so nice. - Tom'un çok kibar olduğunu hatırlamıyorum.

kibar
grand
kibar
slimy
kibar
refined
kibar
decent

Tom is one of the most decent men I know. - Tom tanıdığım en kibar erkeklerden biri.

kibar
{s} sharp
kibar
well mannered
kibar
{s} exquisite
kibar
fashionable
kibar
delicate
kibar
aristocratical
kibar
silkstocking
kibar
{s} bland
kibar
{s} polished
kibar
douce
kibar
{s} gallant

He is a very gallant gentleman. - O çok kibar bir beyefendidir.

kibar
well-born
kibar
aristocratic
kibar
distingue
kibar
tasteful, correct (thing)
kibar
civilized
kibar
kid glove
kibar
chivalrous
kibar
well-bred, refined
kibar
blancmange
kibar
polite, kind, refined, courteous, civil, well-bred; noble, distinguished
kibar
well disposed
kibar
well born
kibar
gaiiant
kibar
{s} parliamentary
kibar
distinguish
yapmacık kibarlık
varnish
Турецкий язык - Турецкий язык
Kibar bir insana yakışacak biçimdeki söz veya davranış
Kibar olma durumu, incelik: "Nerede kibarlık ararsak orada bayağılığa rastlarız."- A. Ş. Hisar
Kibar bir insana yakışacak biçimdeki söz veya davranış: "Ne imiş derdi diye sormamak kibarlığını içi içini yemesine rağmen gösterdi."- T. Buğra
Kibar olma durumu, incelik
kibarlık budalası
Kibar biri gibi görünmeye çalışırken gülünç duruma düşen kimse için kullanılır
kibarlık düşkünü
Kibarlığa aşırı derecede önem veren kimse
kibarlık etmek
Kibarca davranmak
KİBAR
(Osmanlı Dönemi) (Kebir. C.) İnce ve nârin yapılı. Terbiyeli ve nezaket sahibi. Hassas
KİBAR
(Osmanlı Dönemi) Kebirler. Büyük rütbeliler. Büyükler
kibar
Büyükler, ulular
kibar
ince ve nazik olan
kibar
Zengin, soylu, köklü (kimse, aile): "Telefona giderek kibar ve varlıklı insanlara has bir şive ile köşkten otomobili istetti."- H. Taner
kibar
Zengin, soylu, köklü (kimse, aile)
kibar
Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse)
kibar
Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan (kimse): "İşte senin bu kibar, bu efendi hâllerine bayılıyorum."- Y. Z. Ortaç
kibar
Seçkin, değerli
kibar
Seçkin, değerli: "Fazla bolluk da görmemiş bir ailenin kibar eşyaları sessiz bir şekilde âdeta hitap ediyordu."- S. F. Abasıyanık
kibarlık
Избранное