geliştirmek

listen to the pronunciation of geliştirmek
Турецкий язык - Английский Язык
develop

They worked hard in order to develop a new machine. - Yeni bir makine geliştirmek için çok çalıştılar.

Socially awkward people tend to develop insecurities. - Sosyal garip insanlar güvensizlikleri geliştirmek eğilimindedir.

improve

The priest tried to improve the people's morals. - Rahip insanların maneviyatını geliştirmek için çalıştı.

Tom is working hard to improve his English. - Tom İngilizcesini geliştirmek için çok çalışıyor.

work up
advance
evolve
cultivate

Sports are effective to cultivate friendship. - Sporlar dostluk geliştirmek için etkilidir.

All you have to do is to cultivate the ability to put yourself in the other fellow's place. - Tek yapmanız gereken, kendinizi diğer arkadaşın yerine koyma yeteneğini geliştirmek.

reclaim
develop , enhance
launch out
soup up
to develop, to improve, to reform; to evolve
build up

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

boom
enlarge
ameliorate
better

I'm prepared to do anything to better myself. - Kendimi geliştirmek için her şeyi yapmaya hazırım.

I want to better myself. - Kendimi geliştirmek istiyorum.

open up
to develop, build up, improve
cap
{f} upgrade
promote

They implemented a communication policy so as to promote their new concept. - Onlar yeni bir kavram geliştirmek için bir iletişim politikası uygulamıştır.

increase
flourish
form
(Ticaret) update
build

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

foster
reform
subserve
develop to
evoive
{f} perfect
bring on
geliş
coming

Did you notice him coming in? - Onun içeri gelişini fark ettin mi?

I saw him coming upstairs. - Onu üst kata gelişini gördüm.

geliş
{i} arrival

She informed him of her arrival. - O, gelişi hakkında onu bilgilendirdi.

Possibly, the accident will delay his arrival. - Kaza onun gelişini muhtemelen geciktirecek.

geliştirmek amacıyla oluşturulmuş mali yardım programı
(Hukuk) Instrument for Structural Policies for
geliştirme
{i} cultivation
geliştirme
development

For the sake of long-term interests, we have decided to sell the development department. - Uzun vadeli çıkarların uğruna, biz geliştirme departmanını satmaya karar verdik.

geliştirme
refinement
geliştirme
enhancement
geliş
arrivals
geliş
incidence
geliştirme
(Ticaret) promotion
geliştirme
improve

The priest tried to improve the people's morals. - Rahip insanların maneviyatını geliştirmek için çalıştı.

Tom is working hard to improve his English. - Tom İngilizcesini geliştirmek için çok çalışıyor.

geliş
{f} growing

Trade between the two countries has been steadily growing. - İki ülke arasındaki ticaret sürekli gelişiyor.

geliş
arrest
geliş
build up

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

Reading helps you build up your vocabulary. - Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.

geliş
{f} brew
geliş
advent

The advent of the euro is the beacon for the new millennium. - Euronun gelişi yeni binyılın işaretidir.

The tribe wasn't delighted about the advent of the peacemaker. - Kabile arabulucunun gelişi hakkında memnun değildi.

geliş
grew
geliş
{f} prospering
geliş
prosper
geliş
{f} flourish

The fine arts flourished in Italy in the 15th century. - Güzel sanatlar on beşinci yüzyılda İtalya'da gelişti.

After First Contact, the material and spiritual development of humanity flourished. - İlk temastan sonra, insanlığın maddesel ve ruhsal gelişimi ilerledi.

geliştirme
developing

We had hopes of developing tourism on a big scale. - Turizmi büyük çapta geliştirme umutlarımız vardı.

Her studies contributed greatly to developing scientific research. - Onun çalışmaları bilimsel araştırmayı geliştirmeye çok katkıda bulundu.

geliştirme
{i} overextending
bilgi dağarcığını geliştirmek
improve knowledge base
bilgi dağarcığını geliştirmek
improve one's knowledge
geliş
comings
geliş
build#up
kendimi geliştirmek
improve myself
aşırı geliştirmek
over develop
geliş
coming, advent, arrival
geliş
incoming
geliş
coming, arriving, arrival; advent
geliş
forthcoming
geliş
med. presentation (at birth)
geliştirme
{i} culture
geliştirme
developing, development, building up, improvement
geliştirme
{i} progress
geliştirme
growth
geliştirme
buildup
geliştirme
{i} improving

I'm interested in improving my French. - Fransızcamı geliştirmekle ilgileniyorum.

I'm interested in improving my German. - Almancamı geliştirmekle ilgiliyim.

geliştirme
build up

I want to build up my vocabulary. - Kelime haznemi geliştirmek istiyorum.

Reading helps you build up your vocabulary. - Okumak kelime dağarcığınızı geliştirmenize yardım eder.

kendini geliştirmek
better oneself
yeniden geliştirmek
redevelop
Турецкий язык - Турецкий язык
Gelişmesini sağlamak, gelişmesine yol açmak
geliş
Gelme işi veya biçimi: "Keklik gibi taştan taşa sekerek / Gerdan açıp gelişini sevdiğim."- Ruhsatî
geliş
Gelme işi veya biçimi
geliştirme
Geliştirmek işi
geliştirmek
Избранное