geçerlilik

listen to the pronunciation of geçerlilik
Турецкий язык - Английский Язык
validity
currency, being in circulation
validity, effectiveness, cogency
validity, currency, effectiveness
currency
acceptability, being in demand
force
effectiveness
soundness
availability
currency, validity, being in effect
(Tıp) retrospective validation
(Tıp) valid
effective
(Bilgisayar) valid from
(Havacılık) effectivity
(Tıp) ongoing validation
(Tıp) concurrent validation
feasibility
acceptability
standing
currentness
validness
validation
geçerli
(Hukuk) valid

This is a valid point of view. - Bu geçerli bir bakış açısıdır.

You ought to think over whether the premise is valid or not. - Önermenin geçerli olup olmadığı üzerinde düşünmelisin.

geçerlilik süresi
validity periodtime of validityperiod of circulation
geçerlilik süresi
Validity
geçerlilik sonu
expiration date
geçerlilik sonu
pull date
geçerli
{s} available

This offer is available for a limited time only. - Bu teklif sadece sınırlı bir süre boyunca geçerlidir.

This offer is available for five days. - Bu teklif beş gün için geçerlidir.

geçerli
viable
Geçerlilik süresi
period of validity

The period of validity is two years after the application being approved.

geçerli
desired, acceptable, in demand, popular, in vogue
geçerli
operative
geçerli
{s} eligible
geçerli
{s} ruling
geçerli
acceptable
geçerli
(Ticaret) prevalent
geçerli
living
geçerli
comprehensive
geçerli
(Politika, Siyaset) most appropriate
geçerli
far-out
geçerli
in effect

The curfew is in effect until 6:00 in the morning. - Sokağa çıkma yasağı, sabah 6.00'ya kadar geçerlidir.

geçerli
(Ticaret) salable
geçerli
tolerable
geçerli
pertinent
geçerli
recognized
geçerli
(İnşaat) nominal
geçerli
force

The Julian calendar was in force in Russia. - Jülyen takvimi Rusya'da geçerliydi.

geçerlilik süresi
(Bilgisayar) valid for
geçerlilik süresi
(Bilgisayar) validity period
geçerli
orthodox
geçerli
in use
geçerli
sound
geçerli
in force

The Julian calendar was in force in Russia. - Jülyen takvimi Rusya'da geçerliydi.

geçerli
current

If there's something more terrifying in the world than eternity, then it's probably the current progress of my diploma thesis. - Dünyada sonsuzluktan daha korkunç bir şey varsa, o zaman bu muhtemelen benim diploma tezinin geçerli ilerlemesidir.

The old belief is still widely current. - Eski inanç hala yaygın olarak geçerlidir.

Geçerlilik süresi
validity date
geçerli
a valid
geçerli
legal
ücretlerin geçerlilik süresi
(Finans) validity of rates
Geçerli
default
en son geçerlilik
(Bilgisayar) expire after
geçerli
current, valid, in effect
geçerli
valid, effective, cogent
geçerli
admissible
geçerli
effective

The law will be effective from the 1st of April. - Yasa 1 Nisan'dan itibaren geçerli olacak.

geçerli
prevailing
geçerli
{s} regnant
geçerli
valid; current, in use, in force, in effect
geçerli
effectual
geçerli
passable

He speaks passable French, but he is clearly more fluent in German. - O, geçerli Fransızca konuşuyor ama o anlaşılır biçimde Almancada daha akıcı.

Although I speak passable French, don't expect me to be able to give a speech at Jérôme's wedding. - Geçerli Fransızca konuşmama rağmen benim Jérôme'nin düğününde konuşma yapabileceğimi bekleme.

geçerli
farout
geçerli
{s} received
Турецкий язык - Турецкий язык
Bir kavramın, bir yargının, mantık veya anlamı ve değeri bakımından onaylanabilir olması
Geçerli olma durumu, geçerlik
(Osmanlı Dönemi) TEDAVÜL
(Hukuk) VALİDİTE
geçerli
Yürürlükte olan, uygulanan, muteber: "Başka bir yazımızda da Türkiye'de hâlâ geçerli olan üç takvimin (resmî, hicri, miladi) esaslarını yazacağım."- B. Felek
geçerli
Beğenilen, tutulan, sürümü olan
geçerli
Yürürlükte olan, uygulanan, muteber
geçerlilik
Избранное