When we are praised, we gain confidence.
- Övüldüğümüz zaman güven kazanırız.
Don't lose confidence, Mike.
- Güvenini kaybetme, Mike.
Would you like to become a trusted user?
- Güvenilir bir kullanıcı olmak istiyor musunuz?
Lawyers and auto mechanics are the people I trust the least.
- Avukatlar ve oto tamircileri en az güvendiğim insanlardır.
He will not steal my money; I have faith in him.
- O, benim paramı çalmaz, ona güvenim var.
People lost faith in banks.
- İnsanlar bankalara güvenini kaybettiler.
You should pay more attention to your own safety.
- Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.
Tom became concerned about Mary's safety.
- Tom, Mary'nin güvenliği hakkında endişelendi.
Her tears gave more credence to the story.
- Onun gözyaşları hikayeye daha güven verdi.
He has a lot of confidence.
- Onun oldukça fazla kendine güveni var.
Self confidence is the key to success.
- Kendine güven başarının anahtarıdır.
When you are in trouble, you can count on me.
- Başınız belada olduğu zaman, bana güvenebilirsiniz.
You can count on him.
- Ona güvenebilirsiniz.
I can assure you of his reliability.
- Onun güvenirliği konusunda sizi temin ederim.
In other words, reliability is impossible unless there is a natural warmth.
- Diğer bir deyişle, doğal bir sıcaklık olmadığı sürece, güvenilirlik mümkün değildir.
That's not very reassuring.
- O çok güven verici değil.
The first paragraph is reassuring.
- İlk paragraf güven vericidir.
The first paragraph is reassuring.
- İlk paragraf güven vericidir.
That sounds reassuring.
- O güven verici görünüyor.
Tom deserves a bit of credit.
- Tom biraz güveni hak ediyor.
Tom obviously deserves credit.
- Tom açıkçası güveni hak ediyor.
I looked upon his courage and trusted him.
- Onun cesaretini takdir ettim ve ona güveniyorum.
His courage impressed me enough for me to trust him.
- Onun cesareti ona güvenmem için beni yeterince etkiledi.
I've been given assurances.
- Bana güvenceler verildi.
I always hear assurances about economic recovery, but I still haven't seen it.
- Ben her zaman ekonomik iyileşme hakkında güvence duyuyorum, ama ben hâlâ onu görmedim.
Self confidence is the key to success.
- Kendine güven başarının anahtarıdır.
Tom's self-confidence was shattered after his boss dressed him down in front of his workmates.
- Tom'un öz güveni, patronu iş arkadaşlarının yanında kendisini haşlayınca kırıldı.
We don't lack self-confidence.
- Öz güven eksikliğimiz yok.