etkile

listen to the pronunciation of etkile
Турецкий язык - Английский Язык
affect

The problem affects the prestige of our school. - Sorun bizim okulun prestiji etkiler.

Worry affected his health. - Endişe onun sağlığını etkiledi.

{f} affecting
{f} obsessed
{f} biased
{f} bias
impress

I want to learn to speak Hawaiian, so I can impress my girlfriend. - Havaiili konuşmayı öğrenmek istiyorum, böylece kız arkadaşımı etkileyebilirim.

Whenever I visited the island, I was impressed with the beauty of nature. - Adayı her ziyaret edişimde, doğanın güzelliğinden etkilendim.

{f} affected

Smoking has affected his health. - Sigara içmek onun sağlığını etkiledi.

His speech deeply affected the audience. - Konuşması dinleyicileri derinden etkiledi.

stamp on
(Biyoloji) influence

Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment. - İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.

That was probably what influenced their decision. - Onların kararını etkileyen muhtemelen oydu.

prejudiced
stampon
stamp#on
etkilemek
{f} impress

Tom did it just to impress Mary. - Tom sadece Mary'yi etkilemek için yaptı.

I want to impress everyone. - Herkesi etkilemek istiyorum.

etkilemek
cast a spell on
etkilemek
{f} turn
etkilemek
{f} thrill
etkilemek
{f} enthrall
etkilemek
{f} impinge
etkilemek
{f} concern
etkilemek
{f} militate
etkilemek
effect
etkilemek
{f} lead
etkilemek
have effect
etkilemek
impose on
etkilemek
have a bearing on
etkilemek
set
etkilemek
prejudice
etkilemek
redound on
etkilemek
govern
etkilemek
tip
etkilemek
condition
etkilemek
impinge upon
etkilemek
have an effect on
etkilemek
have an effect upon
etkilemek
(Ticaret) manipulation
etkilemek
impinge on
etkilemek
impose upon
etkilemek
possess
etkilemek
work on
etkilemek
enamour
etkilemek
penetrate
etkilemek
act on
etkilemek
fascinate
etkilemek
predispose
etkilemek
leaven
etkilemek
act
etkilemek
colour
etkilemek
shape
etkilemek
spellbind
etkilemek
strike
etkilemek
manipulate
etkilemek
move
etkilemek
smite
etkilemek
touch
etkilemek
influence

Why should they try to influence him? - Neden onu etkilemek için çalışmalılar?

etkilemek
{f} affect

The unstable security situation in Syria also affects Turkey. - Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.

Imagination affects every aspect of our lives. - Hayal hayatlarımızın her yönünü etkilemektedir.

kötü etkile
bad influence
etkilemek
glamor
etkilemek
turn smb.'s head
etkilemek
{f} operate
etkilemek
enthral
etkilemek
{f} reach
etkilemek
{f} imprint
etkilemek
glamour [Brit.]
etkilemek
catch up
etkilemek
grip
etkilemek
sink
etkilemek
{f} dictate
etkilemek
{f} sway
etkilemek
spell
etkilemek
{f} prepossess
etkilemek
glamour
etkilemek
{f} enamor
etkilemek
enamour [Brit.]
etkilemek
to affect, to colour; to influence; to impress, to fascinate; to move; to sway
etkilemek
to affect, influence, have influence on
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение etkile в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Etkilemek
müessir olmak
Etkilemek
elektriklemek
etkilemek
Karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek
etkilemek
Etkiye uğratmak, tesir etmek: "Toplumu etkileyen olaylara herkes kendi yorumunu katıyor."- N. Cumalı
etkilemek
Etkiye uğratmak, tesir etmek
etkilemek
Birisi karşısındaki kişiyi kendi duygu ve istekleri doğrultusuna yöneltmek
Английский Язык - Турецкий язык

Определение etkile в Английский Язык Турецкий язык словарь

interactive data def. utility etkile
(IDDU) Hizmet Programı
etkile
Избранное