Tom birazdan burada olmalı.
- Tom should be here soon.
Tom birazdan evde olmalı.
- Tom should be home soon.
O saat beşten hemen sonra geri döndü.
- She came back soon after five o'clock.
Okulun yakıldığına dair haberler şehirde hemen yayıldı.
- The news that the school had been burned down soon spread though the town.
Üzgünüm sana daha erken yazamadım.
- I'm sorry I couldn't write to you sooner.
Onu ne kadar erken yaparsan, o kadar iyi.
- The sooner you do it, the better it is.
Bu yakın zamanda olacakmış gibi görünmüyor.
- It doesn't look as if that's going to happen any time soon.
Yakın zamanda eve gitmeyi planlıyor musun?
- Do you plan on going home anytime soon?
Babam yakında kırk yaşında olacak.
- My father will be forty soon.
Babam yakında kırk yaşında olacak.
- My father will soon be forty years old.
Bahar çok geçmeden burada olacak.
- Spring will be here before long.
O, çok geçmeden tövbe etti.
- He came to repent before long.