dolaylı

listen to the pronunciation of dolaylı
Турецкий язык - Английский Язык
indirect

Grey translations are indirect translations. In other words, they are translations of the translations, and not translations of the main sentence (the main sentence is the sentence in big letters). - Gri çeviriler dolaylı çevirilerdir. Diğer bir deyişle, onlar çevirilerin çevirileridir, ve ana cümlenin çevirileri değil ( ana cümle büyük harflerle yazılmış cümledir).

I tried to investigate his opinion indirectly. - Onun fikrini dolaylı olarak araştırmaya başladım.

indirect, oblique, roundabout
secondhand
indirectly

It'll help indirectly. - Dolaylı olarak yardımcı olacak.

The deputy mayor of Delhi was indirectly killed by rhesus monkeys. - Delhi belediye başkan yardımcısı dolaylı olarak rhesus maymunları tarafından öldürüldü.

remote
circuitous
mediate
constructive
oblique

He talks too obliquely like a Chinese. - O bir Çinli gibi çok dolaylı konuşur.

roundabout
veiled
tortuous
unstraightforward
dative
backstairs
dolaylı yöntem
(Teknik,Ticaret) indirect method
dolaylı temsil
(Ticaret) indirect representation
dolaylı vergi
(Ticaret) indirect tax
dolaylı adres
indirect address
dolaylı adresleme
indirect addressing
dolaylı anlatma
implication
dolaylı anlatma
finger post
dolaylı anlatım
periphrasis
dolaylı anlatım
reported speech, indirect speech
dolaylı anlatım
roundabout
dolaylı cümle
(Dilbilim) indirect sentence
dolaylı davranış
ambages
dolaylı denetim
indirect control
dolaylı gösterge
indirect indicator
dolaylı hareket
(Hukuk) indirect action
dolaylı ifade etme
implicitness
dolaylı konuşmak
hedge
dolaylı nesne
indirect object
dolaylı nesneyi gösteren
dative
dolaylı nesneyi gösteren
datival
dolaylı olarak
edgeways
dolaylı olarak
edgewise
dolaylı olarak
implicitly
dolaylı olarak
indirectly, obliquely
dolaylı olarak
in extenso
dolaylı olarak
circuitously
dolaylı olarak
mediately
dolaylı seçim
(Politika, Siyaset) indirect election
dolaylı söz
indirect speech
dolaylı söz
indirection
dolaylı tecrübe
(Bilgisayar) indirect experience
dolaylı tümleç
indirect object
dolaylı vergiler
(Hukuk) indirect taxes
dolaylı yol
bypath
dolaylı yol
indirection
dolaylı yoldan
in a roundabout way
dolaylı yoldan
by indirection
dolaylı yoldan sağlamak
wangle
dolaylı zarar
(Hukuk) indirect damage
dolaylı özne
logical subject
dolaylı ısıtılan
indirectly heated
dolaylı ışıklandırma
indirect lighting
dolay
vicinity
dolay
{i} surroundings
dolay
(Matematik) entourage
dolay
ambient
dolay
(Ticaret) proximity
dolay
neighbourhood
dolaylı olarak
deviously
dolaylı olarak
indirectly

The deputy mayor of Delhi was indirectly killed by rhesus monkeys. - Delhi belediye başkan yardımcısı dolaylı olarak rhesus maymunları tarafından öldürüldü.

I tried to investigate his opinion indirectly. - Onun fikrini dolaylı olarak araştırmaya başladım.

dolay
environs
dolay
suburbs, outskirts, suburban area
dolay
surroundings, suburbs, outskirts
dolay
adjacencies
dolay
environment, surroundings
dolaylı olarak
obliquely
dolaylı olarak
backhand
Турецкий язык - Турецкий язык
Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta
vasıtalı
dolaylı tümleç
Fiilin anlamını bütünleyen ve yönelme, kalma, çıkma durumlarından birinde bulunan veya edat alan tümleç
dolaylı vergi
Yükümlüsü önceden bilinmeyen, malı satın alanı yükümlendiren, tüketiciden alınan vergi
dolaylı özne
bakınız: sözde özne
dolay
Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, çevre, havali, etraf: "Yaratma heyecanı içinde yorulma denen şey onun dolayına uğramazdı."- H. Taner
dolay
Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, çevre, havali, etraf
dolaylı
Избранное