dalma

listen to the pronunciation of dalma
Турецкий язык - Английский Язык
plunge
dive

It's dangerous to dive in shallow water. - Sığ suda dalmak tehlikeli.

Tom learned to dive when he was five. - Tom beş yaşındayken dalmayı öğrendi.

absorption
abstraction, absentmindedness
dip
plunging, diving
contemplation
dipping
scuba diving
plunge, submersion; dive
engrossment
Turkish wrestling a dive
immersion
diving

I get a kick from diving. - Ben dalmaktan heyecan duyuyorum.

I think I'm good at diving. - Sanırım ben dalmada iyiyim.

submersion
submerge
drowse
dalmak
{f} dive

Who wants to find pearls, has to dive deep. - İncileri bulmak isteyen derin dalmak zorunda.

I want to dive into the river. - Nehre dalmak istiyorum.

dal
branch

History is a branch of the humanities. - Tarih beşeri bilimlerin bir dalıdır.

The lamp was suspended from the branch of a tree. - Lamba bir ağacın dalından askıya alındı ​​.

dalma havuzu
plunge
dalma piston
plunger, pump plunger
dalma pistonu
plunger
dalma çanı
diving bell
dalgıç giysisi olmadan dalma
skin diving
dal
{f} dive

I want to dive into the river. - Nehre dalmak istiyorum.

Bill dived into the river to save the drowning child. - Bill boğulan çocuğu kurtarmak için nehre daldı.

dal
offshoot
dalmak
barge
dalmak
{f} plunge
dalmak
break into
dal
twig

He tied the twigs into bundles. - O demetlerin içine ince dallar bağladı.

Tom heard a twig crack. - Tom bir dalın çatladığını duydu.

dal
phylum
oksijen tüplü dalma aygıtı
scuba
dalmak
be absorbed in
dal
department
dal
outgrowth
dal
(Bilgisayar) axis
dal
(Tıp) division
dal
(İnşaat) dendrite
dalmak
to be engrossed in
dalmak
submerge
dalmak
be engrossed in
dalmak
fall

I couldn't help falling asleep. - Uykuya dalmak elimde değildi.

I was afraid I might fall asleep while driving. - Araba sürerken uykuya dalmaktan korktum.

dalmak
dash into
dalmak
(Dilbilim) caught up in
dalmak
fall asleep

It took me a long time to fall asleep. - Uykuya dalmak uzun zamanımı aldı.

Tom is about to fall asleep. - Tom uykuya dalmak üzere.

dalmak
conk
dalmak
dive into

I want to dive into the river. - Nehre dalmak istiyorum.

dalmak
daydream
dalmak
involve
dalmak
immerge
dalmak
engrossed in
dalmak
fling
dalmak
drop off
dalmak
plunge in
dal
{f} duck

Why don't we duck back inside? - Niçin içeri dalmıyoruz?

dal
ramus
dal
section
dal
{i} branching
dal
embranchment
dal
posterior
dal
{f} dived

When was the last time you dived? - En son ne zaman dalış yaptın?

She dived naked into the sea. - O, denize çıplak daldı.

dal
back

Why don't we duck back inside? - Niçin içeri dalmıyoruz?

Tom fell back to sleep. - Tom tekrar uykuya daldı.

dalmak
abandon oneself to
dalmak
plunge into
dalmak
take a dip
dalmak
penetrate
dal
branching out
dal
sprigs
dal
diving

Tom enjoys skydiving and scuba diving. - Tom gökyüzü dalışını ve aletli dalışı seviyor.

Tom didn't have the courage to try sky diving. - Tom'un gökyüzü dalışını deneyecek cesareti yoktu.

dalmak
(deyim) space out
dalmak
in sail
güreşte dalma oyununu yapmak
wrestling game to plunge
aletsiz dalma
skin diving
ayaklarını tutarak suya dalma
jackknife
dal
lap

I fell asleep with my laptop on. - Laptopum açıkken uykuya daldım.

dal
gatecrash
dal
bough

Mary bought Tom a copy of How to Win Friends and Influence People, by Dale Carnegie. - Mary Tom'a Dale Carnegie tarafından yazılmış Nasıl dost kazanılır ve insanları nasıl etkilersin'in bir kopyasını satın aldı.

It is about time we bought a new microwave oven. - Yeni bir mikro dalga fırın almamızın zamanı geldi de geçti.

dal
offset
dal
naked, bare, uncovered (used only in compounds)
dal
branch, bough, offshoot; branch, subdivision
dal
(ince) twig
dal
arm

The baby was sound asleep in her mother's arms. - Bebek annesinin kucağında uykuya dalmıştı.

dal
{i} subsection
dal
{i} ramification
dalmak
drowse off
dalmak
pore over
dalmak
jut into
dalmak
bounce
dalmak
lose oneself in
dalmak
sink into
dalmak
{f} groove
dalmak
engross
dalmak
{f} muse
dalmak
rush in
dalmak
plummet
dalmak
{f} pore
dalmak
nip in
dalmak
{f} contemplate
dalmak
to be engrossed in, be absorbed in; to give oneself over to
dalmak
be wraped up in
dalmak
be lost in thought
dalmak
{f} drop
dalmak
to become abstracted, become lost in thought; to lose oneself in thought
dalmak
Turkish wrestling to dive for one's opponent's legs. dalıp çıkmak
dalmak
(for a sick person) to lose consciousness
dalmak
to fall asleep; to drop off to (sleep)
dalmak
dip
dalmak
to frequent (lots of places). dalıp (dalıp) gitmek to be lost in thought
dalmak
sail in
dalmak
rush into
dalmak
bathe
dalmak
to take a quick dip, take a short swim
dalmak
to enter (a place) suddenly, plunge into
dalmak
pitch into
dalmak
to dive, to submerge; to plunge (into); to be engrossed in, to be immured in; to enter suddenly, to dash into, to plunge in; to drop off, to fall asleep; to lose consciousness
dalmak
meditate
dalmak
break
dalmak
duck
dalmak
sink
dalmak
to dive, plunge (into)
dalmak
to duck, dive down and then reappear above the surface of the water at short intervals
dalmak
cut into
düşünceye dalma
meditation
hayale dalma
wool gathering
hayallere dalma
wool gathering
oksijen tüplü dalma aracı
aqualung
oksijen tüplü dalma aygıtı
aqua-lung
oksijen tüplü dalma aygıtı
aqualung
uyuşturucu ile hayallere dalma
freak out
Английский Язык - Английский Язык

Определение dalma в Английский Язык Английский Язык словарь

dal
alternative spelling of dahl
Dal
-dal
Dal
dal
dal
a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters
dal
(pl Dallim), "the Poor" or "the Meek", related to "'Ani" above and "Ebion" below
dal
General Data Access Library
dal
Dal is an Indian dish made from pulses such as chick peas or lentils. Variant of dahl. decaliter
dal
[From Hindi /dal/ ] diagonal, incline -- something arranged obliquely or slanted
dal
from dail, a field The English equivalent is 'dale'
dal
Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier
dal
of Cajanus Indicus
dal
defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified commands, and the armed services to ensure national security emergency preparedness functions
dal
Split pulse, esp
dal
This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking
dal
Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the local telco does not switch calls on this line
dal
From the," "by the "
dal
A group of persons
dal
Dedicated Access Line
dal
1 Dedicated Access Line 2 See Data Access Language
Турецкий язык - Турецкий язык
Dalmak işi
Güreşçinin ayaktayken, birden eğilerek, rakibinin belden aşağı herhangi bir yerini kapması
Bir güreş türü
Güreşte bir oyun
DAL
(Osmanlı Dönemi) (L) Kur'ân ve imân yolundan sapan. Dalâlete giden, azan
DAL
(Osmanlı Dönemi) Şaşkın
DAL
(Osmanlı Dönemi) Yaban sediri denen bir ot
DAL
(Hukuk) Davet eden, sebep olan
DAL
(Osmanlı Dönemi) Azdırıcı, sapkın
Dal
budak
Dal
şube
Dalmak
(Osmanlı Dönemi) ŞER'
Dalmak
daldırmak
dal
Boyun, ense, omuz
dal
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
dal
çıplak
dal
Kol, bölüm
dal
Boyun, ense. Çıplak, yalın
dal
Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri: "Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar!"- T. Buğra
dal
Kol
dal
Kol. Omuz: "Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm."- Halk türküsü
dal
Omuz, omuz başı
dal
Yaban sediri
dal
Arka, sırt
dal
Zaman belirten kelimelerin başına getirildiğinde kelimenin anlamını güçlendirir
dal
Arka
dal
Çıplak, yalın
dal
Boyun, ense; omuz
dal
Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube
dalmak
Bir yerin içine girmek: "İkisi uçar gibi, kapısında koca bir telefon çanı asılı dükkândan içeri daldılar."- H. Taner
dalmak
Güreşte dalma oyununu yapmak
dalmak
Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak: "Yemek hazır, kitaba çok dalmışsınız, buyurunuz."- P. Safa
dalmak
Uyandığı vakit güneş çoktan doğmuştu."- M. Ş. Esendal
dalmak
Uyumak: "O serinlik içinde Tevfik dalmış
dalmak
Suyun içine bütünüyle ve hızla girmek
dalmak
Uyumak
dalmak
Suyun içine bütün vücuduyla girmek: "Oğlanlar denize dalıp tekneyi sağdan soldan, arkadan önden itmeyi denediler."- H. Taner
dalmak
Bir yerin içine girmek
dalmak
Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek
dalmak
Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak
çift dalma
Ayakta güreşirken beklenmeyen bir atılımla karşısındakinin iki ayağını birden kapma
Английский Язык - Турецкий язык

Определение dalma в Английский Язык Турецкий язык словарь

DAL
(Askeri) savunulan malzeme listesi (defended asset list)
dalma
Избранное