Ne kadar ekstra ödemek zorunda kalacağız.
- Wie viel werden wir zusätzlich bezahlen müssen?
Bu saat için en az 1,000 dolar ödemek zorunda kaldım.
- Ich musste für diese Uhr nicht weniger als 1000 Dollar bezahlen.
Saatlik ücretin ne kadar?
- How much is your hourly pay?
Piller için ekstra ücret ödemeniz gerekir.
- You need to pay extra for the batteries.
Kredi kartıyla ödeyebilir miyim?
- Can I pay with a credit card?
Onun için ne kadar ödedin?
- How much did you pay for him?
Son zamanlarda, ona maaş çekini zamanında vermiyorlar.
- Recently, they have not been giving her her paycheck on time.
Ben kumar için biçilmiş kaftan değilim. Belki sadece şanssızım fakat maaşım için çalışmak daha emin bir şeydir.
- I'm not cut out for gambling. Maybe I'm just unlucky, but working for my pay is more of a sure thing.
Ben bir kredi kartı ile ödemek istiyorum.
- I would like to pay with a credit card.
Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.
- Tom had to pay a fine because he parked in the wrong place.
Bir otel odasına dünya kadar para vermek istemiyorum.
- I don't want to pay through the nose for a hotel room.
Birisi bedeli ödemek zorunda.
- Someone has to pay the price.
Bedelini ödemek zorundasın.
- You have to pay the price.
Bir sürü insan faturalarını ödeme konusunda endişeleniyor.
- Many people worry about paying their bills.
Ödeme yapmadan restorandan ayrıldı.
- He left the restaurant without paying.
I will pay my debt as soon as possible.
- Ich werde meine Schulden so schnell wie möglich bezahlen.
I'll pay with travelers' checks.
- Ich werde mit Reiseschecks bezahlen.