Sanırım ev ödevimle ilgili çalışmaya başlamak zorundayım.
- I think I have to begin working on my homework.
Ne zaman başlamak istersin?
- When would you like to begin?
Yağmur başlamadan önce geri dönelim.
- Let's go back before it begins to rain.
Doğum,bir şekilde,ölümün başlangıcıdır.
- Birth is, in a manner, the beginning of death.
Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
- In the beginning God created the heaven and the earth.
Başlangıç işin en önemli kısmıdır.
- The beginning is the most important part of the work.
Yağmur başlamadan önce geri dönelim.
- Let's go back before it begins to rain.
Başlamaya hazır mısın?
- Are you ready to begin?
İyi bir başlangıç iyi bir bitiş yapar.
- A good beginning makes a good ending.
Başlangıç işin en önemli kısmıdır.
- The beginning is the most important part of the work.
Başlangıç işin en önemli kısmıdır.
- The beginning is the most important part of the work.
Önümüzdeki ayın başında Tokyo'ya varacak.
- She will arrive in Tokyo at the beginning of next month.
O, başlangıçta bir şeyi ne kadar severse sevsin bir süre sonra ondan sıkılacaktır.
- He soon grows tired of a thing regardless of how much he liked it to begin with.
Esperanto öğrenmeye başladınız.
- You began to learn Esperanto.
Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.
- He began his meal by drinking half a glass of ale.
Yağmur yağmaya başladığında biz başlamak üzereydik.
- We were about to start, when it began to rain.
Öncelikle, bu bir yalan.
- To begin with, this is a lie.
Onun tezi bir anlam ifade etmiyor. Öncelikle onun teması belirsiz.
- His thesis doesn't make sense. To begin with, its theme is obscure.
Önümüzdeki hafta başlayarak yeni bir ders kitabı kullanacağız.
- Beginning next week, we'll be using a new textbook.
1812 Savaşı başlamıştı.
- The War of 1812 had begun.
O, anılarımda kaybolmaya başlamıştı.
- She had begun to recede in my memory.
Bütün başlangıçlar zordur.
- All beginnings are difficult.
Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
- In the beginning God created the heaven and the earth.
Yolculuk henüz başladı.
- The journey has just begun.
Salona gittiğimizde, konser çoktan başlamıştı.
- When we went to the hall, the concert had already begun.
Yardımseverlik evde başlar.
- Charity begins at home.
Sabah ibadeti saat on birde başlar.
- Morning worship begins at eleven o'clock.
O zaman ilkbaharın başlangıcıydı.
- It was then the beginning of spring.
İlk başta işimden hoşlanmadım ama artık ondan hoşlanmaya başlıyorum.
- At first I didn't like my job, but I'm beginning to enjoy it now.
Kaynaklar tükenmeye başlıyor.
- The supplies are beginning to give out.
Bütün başlangıçlar zordur.
- All beginnings are difficult.
Aşkta, sadece başlangıçlar vardır.
- In love, there are only beginnings.
In the beginning God created the heavens and the earth.
- In the beginning God created Heaven and Earth.
I'm beginning to understand.
- I am beginning to understand.
He is beginning to read a new book.
The house you want is down at the beginning of the street.
... So if we can switch to my deck, I will begin. ...
... Where's this meeting point all going to begin to happen? ...