basitlik

listen to the pronunciation of basitlik
Турецкий язык - Английский Язык
simplicity

Simplicity is a virtue. - Basitlik bir erdemdir.

Simplicity is worse than robbery. - Basitlik soygundan daha kötüdür.

homeliness
simplicity, easiness
vulgarity
lack of manners, being ill-bred
smallness
simplicity, unadornedness
primitiveness
simple

We are apt to fall into the error of thinking that the facts are simple because simplicity is the goal of our quest. - Bizler gerçeklerin basit olduğunu düşünme hatasına düşmeye meyilliyiz çünkü basitlik, görevimizin amacı.

simpleness
homely
basit
{s} elementary
basit
simple

Any universe simple enough to be understood is too simple to produce a mind able to understand it. - Anlaşılması yeterince basit bir evren onu anlayabilecek bir aklı üretemeyecek kadar çok basittir.

Tom couldn't even answer the simple questions. - Tom basit sorulara bile cevap veremedi.

basit
easy

You always take things too easy. - Şeyleri her zaman çok basite alıyorsun.

This book is so easy that a child can read it. - Bu kitap bir çocuğun okuyabileceği kadar çok basittir.

basit
crude

Mike made a crude table out of logs. - Mike kütüklerden basit bir masa yaptı.

The method was crude, but very effective. - Yöntem basit ama çok etkiliydi.

basit
homely
basit
easy " kolay; elementary, basic; simple, plain" " sade; ordinary, commonplace; unimportant, small-time
basit
dry
basit
everyday
basit
{s} basic

The rooms in this hotel are pretty basic. - Bu otelin odaları oldukça basit.

It's basically quite simple. - Bu aslında oldukça basit.

basit
unsophisticated
basit
scurrile
basit
{s} countrified
basit
commonplace
basit
surpassing
basit
(Argo) mickey mouse
basit
(Argo) bog standard
basit
shallow
basit
{s} vulgar
basit
rudimentary

Digital cameras aren't as good as rudimentary cameras. - Dijital fotoğraf makineleri basit kameralar kadar iyi değildir.

basit
simpleminded
basit
unpretentious
basit
homespun
basit
uncoloured
basit
plain

Tom ate plain and simple food. - Tom, sade ve basit bir yemek yedi.

He gives plain, simple explanations. - Sade, basit açıklamalar yapar.

basit
artless
basit
facile
basit
chaste
basit
spartan
basit
quiet
basit
{s} primitive
basit
cheap
basit
bluff
basit
simpler

It's simpler and more reliable. - Bu daha basit ve daha güvenilir.

Everything was simpler in those days. - O günlerde her şey daha basitti.

basit
frugally
basit
frugal
basit
foolproof
basit
{s} humble
basit
simple, not difficult; easy to do or understand
basit
jejune
basit
{s} undemanding
basit
{s} small

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

basit
native
basit
untutored
basit
{s} potty
basit
backwoods
basit
ill-bred, (someone) who's never been taught any manners
basit
undesigning
basit
ordinary, run-of-the-mill, average
basit
{s} simplex
basit
simple, unadorned
basit
simplistic

Now that was a simplistic answer. - Şimdi bu basit bir cevaptı.

basit
{s} elemental
basit
lowbrow
basit
straightforward

That's a pretty straightforward question. - Bu oldukça basit bir soru.

basit
arcadia
basit
simplificative
Турецкий язык - Турецкий язык
Basit olma durumu
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Mücerred ve münferid olup, mürekkeb ve müellef olmayan
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Neş'eli. Güleryüzlü. Düz, arızasız, engelsiz
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Edb: Aruz vezinlerinden biri
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Geniş
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Yaygın olan
BASİT
(Osmanlı Dönemi) Kıymetsiz
basit
Kolay
basit
Karışık olmayan, bayağı: "Derin hislerden uzak, basit zevklere düşkün, bütün manasıyla alafranga bir adamdı."- Y. K. Karaosmanoğlu
basit
Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan
basit
Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz
basit
Süssüz, gösterişsiz: "Üstünde basit ve kapalı bir çarşaf vardı."- A. Gündüz
basit
Bilgi ve görgüsü sınırlı olan, bayağı, görgüsüz: "Bu, fikirsiz, basit ve masum bir çocuk hafifliği değildi."- R. N. Güntekin
basit
Süssüz, gösterişsiz
basit
Karışık olmayan, bayağı
basit
Kolay: "En basit şeyi yazamayacak kadar cahildi."- H. Taner
basit
Her zaman rastlanan, özelliği olmayan, olağan: "Bu basit takılmalar, her seferinde onları güldürdü."- N. Cumalı
basitlik
Избранное