Who is that man in the background of the picture?
- Resmin arka planındaki o adam kimdir?
This has no relevance to my background.
- Bunun benim arka planımla alakası yok.
I am told he has a broad back.
- Bana onun geniş bir arkası olduğu söylendi.
There is a church at the back of my house.
- Evimin arkasında bir kilise var.
The hijackers moved to the rear of the plane.
- Korsanlar uçağın arkasına ilerledi.
The speeding vehicle skidded and crashed head-on into the rear-end of a truck before the driver could say Jack Robinson.
- Hız aracı Jack Robinson diyemeden önce kaydı ve bir kamyonun arkasına direkt çarptı.
It has rained for three days on end.
- Arka arkaya üç gün boyunca yağmur yağdı.
She bought articles of clothing one after another.
- O arka arkaya giyim eşyaları aldı.
A stranger tapped me on the shoulder from behind. He must have mistaken me for someone else.
- Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.
My cat purrs when I scratch behind his ears.
- Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.
Sami felt a little bit superior to his friends.
- Sami kendini arkadaşlarından biraz üstün hissetti.
Who needs friends! They'll just betray you in the end.
- Kimin arkadaşlara ihtiyacı var! Onlar sonunda sana ihanet edeceklerdir sadece.
Tom and his mates went on a pub crawl and all ended up pretty drunk.
- Tom ve arkadaşları alemlere akıp zil zurna sarhoş oldu.
All in all, after ten years of searching, my friend got married to a girl from the Slantsy region.
- Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.
I've been to Osaka to ask after my sick friend.
- Hasta arkadaşımın hatırını sormak için Osaka'ya gittim.
Kangaroos have two small forepaws and two large, strong hind paws.
- Kanguruların iki küçük ön pençesi ve iki büyük, güçlü arka pençeleri vardır.
The horse rose on its hind legs.
- At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.
He has a wealthy supporter behind him.
- Arkasında zengin bir destekleyicisi var.
Her boyfriend was not supportive.
- Erkek arkadaşı destekleyici değildi.
Your right taillight is busted.
- Sağ arka lamban patlamış.
The tail at the rear of the plane provides stability.
- Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.
The horse rose on its hind legs.
- At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.
There is a bird feeder in our backyard.
- Bizim arka bahçede bir kuş besleyici var.
We have a doghouse in our backyard.
- Arka bahçemizde bir köpek kulübemiz var.
He was too drunk to remember to shut the back door.
- Arka kapıyı kapatmayı düşünemeyecek kadar sarhoştu.
Tom slipped out the back door.
- Tom arka kapıdan dışarı süzüldü.
Tom was riding in the back seat.
- Tom arka koltukta gidiyordu.
Tom said he found a wallet in the back seat.
- Tom arka koltukta bir cüzdan bulduğunu söyledi.
The robber attacked her on a back street.
- Soyguncu bir arka sokakta ona saldırdı.