Bazı konuklar arabayla geldi, diğerleri yürüyerek.
- Einige Gäste kamen mit dem Auto, andere zu Fuß.
Üç tane köpeğim var; birisi erkek, diğerleri dişi.
- Ich habe drei Hunde; einer ist männlich und die anderen sind weiblich.
Başarımın hiç değeri var mı? Bu dünyada yalnızım. Başarımdan mutlu olan kimse yok.
- Ist mein Erfolg etwas wert? Ich bin ganz allein in der Welt. Es gibt keinen Menschen, dem mein Erfolge Freude macht.
Tom'un polis olan bir oğlu var.
- Tom hat einen Sohn, der Polizist ist.
Biri beni öteki hattan arıyor.
- Ik heb iemand op de andere lijn.
Bir oğlum ve bir kızım var. Biri New York'ta, diğeri Londra'da.
- Ik heb een zoon en een dochter. De ene is in New York, en de andere in Londen.
Onu seviyorum ama o başka birini seviyor.
- Ik hou van hem, maar hij houdt van iemand anders.
Civarımızda belki başka bir gemi vardır.
- Er is misschien een ander schip in de buurt van ons.
Karen oraya kendisi gitti.
- Karen tog selv derhen.