çabucak

listen to the pronunciation of çabucak
Турецкий язык - Английский Язык
quickly

Let's complete this picture quickly. - Haydi bu resmi çabucak tamamlayalım.

Sometimes, many problems and a lot of stress can lead you to quit your job. You must learn how to handle it quickly. - Bazen çok sayıda sorun ve stres, işi bırakmanıza yol açabilir. Çabucak onunla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz gerekir.

readily
very quickly

My big brother finished his homework very quickly. - Ağabeyim ödevini çabucak bitirdi.

in short order
soon

You must help her, and soon! - Ona yardım etmelisin, ve çabucak!

I'm sorry I didn't reply to you sooner. - Sana çabucak cevap vermediğim için üzgünüm.

by leaps and bounds

My baby is also eight months old, is healthy and is growing by leaps and bounds. - Ayrıca,bebeğim sekiz aylık,sağlıklı ve çabucak büyüyor.

quickly, in a flash, like a flash, in no time, in less than no time, chop-chop
swiftly
posthaste
lickety-split

I put on my socks lickety-split. - Çoraplarımı çabucak giydim.

with a rush
slippy
fast

When Tom has trouble sleeping, he starts counting stoats. That quickly brings him into a peaceful mood, and he is fast asleep before he could count the stoats to fifty. - Tom'un uyumada problemi olduğunda, o kakımları saymaya başlar.O, onu çabucak sakin bir hale getirir. Ve o kakımları elliye kadar sayabilmeden önce derin uykuya dalar.

quick

Sometimes, many problems and a lot of stress can lead you to quit your job. You must learn how to handle it quickly. - Bazen çok sayıda sorun ve stres, işi bırakmanıza yol açabilir. Çabucak onunla nasıl başa çıkacağınızı öğrenmeniz gerekir.

We asked him on the interphone if he could come downstairs quickly. - Çabucak aşağıya gelip gelemiyeceğini içhaberleşmede ona sorduk.

nimbly
hand over fist
double quick!
in a snap
speedily
at no time
slick
apace
in no time

You'll get used to it in no time. - Ona çabucak alışacaksın.

Working together, they cleaned the entire house in no time. - Birlikte çalışarak, bütün evi çabucak temizlediler.

hurried

Mary hurried to the hospital. - Mary çabucak hastaneye gitti.

rapidly
prompt

He wrote a prompt answer to my letter. - Mektubuma çabucak bir cevap yazdı.

(Konuşma Dili) flat out
in less than no time
in no time at all
impetuously
like a shot
hurriedly
chop-chop
As soon as possible
lickety
single instant
lickety split
cursory
{i} double quick
trice
çabucak büyümek
(deyim) grow apace
çabucak dikmek
run up
çabucak düzeltme
once over
çabucak geçmek
slip by
çabucak giymek
pop
çabucak giymek
whip on
çabucak gözden geçirme
runthrough
çabucak halletmek
rush
çabucak hazırlamak
rustle up
çabucak yapmak
snatch
çabucak yapılan şey
quickie
çabucak yiyen kimse
gobbler
istekle ve çabucak yemek veya içmek
quickly and eagerly to eat or drink
Турецкий язык - Турецкий язык
Kısa sürede ve kolaylıkla
Çok çabuk, vakit geçirmeden, çabucacık, hızla, sür'atle
Çok çabuk, vakit geçirmeden, çabucacık, hızla, süratle: "Yatakta çabucak doğruldu."- A. İlhan
Kısa sürede ve kolaylıkla: "Çabucak giyindim, yokuşa aşağıya, beni götürdükleri tarafa süratle indim."- R. H. Karay
palas pandıras
(Osmanlı Dönemi) MÜTESARİ'
çabucak
Избранное